Sere serpe yatarken pamuk beşiğinde, ellerin iki yana düşmüş, dudakların kim bilir hangi pembe rüyaya tebessüm etmekte… Kelebekler süslemekte hayallerini, ayakların korkmadan basmakta yürürken.Güneş sana daha sarı gülümsüyor. Bulutlar daha beyaz, ağaçlar daha yeşil, gök kubbe daha mavi… Ay dede bile senle oyun oynuyor, göz kırpıyor bulutlar arasından. Cümlelerin riyasız, yaramazlıkların günahsız, ağlamaların yersiz, yurtsuz… Sevgi çemberin geniş; bir gülücüğünle, bir tek cümlenle seviyor herkes seni… Ve hayat kolay senin için… Melekler bile koruyor baksana seni…Büyüdükçe öğreneceksin ki aslında yaşamak bu kadar kolay değil oğlum… Ellerini her uzattığında sımsıkı kavrayacak avuçlar bulamayabilirsin her zaman. Ve yalnızlığı öğrenmen gerekebilir, güneş her gün gülümsemeyebilir pencerenden içeri… Ve bazen hayat siyah-beyaz olabilir. Sevilmeyebilirsin, sevsen de… Vicdanını sızlatan hatalar yapabilirsin… Melekler çevrenden uzaklaşabilir, ağlamaların sebepli hale dönüşebilir.Ayaklarını sağlam basamayabilirsin zemine, güvenini sarsan işe yaramazlar olabilir çevrende. Arkandan kuyunu kazanlar olabilir; yüzüne gülseler de… Umudunu yitirebilirsin bir gün sen de…Ama her ne olursa olsun, hayat ne kadar acımasız davranırsa davransın sana; o içindeki uykusunda bile pembe rüyalarına gülümseyen minik çocuğu canlı tutacaksın. Ve anneni hatırlayacaksın kim bilir…Sevgimle büyü…
Yakanlardan mısın yoksa Yakılanlardan mı?
-
Sivas davası bir turnusol kağıdı oldu. İnsanları diri diri yakanları
savunup, yıllardır kendi Valisine, polisine yakalatmayıp evinde ölmesine
göz yumanları...
2 gün önce



0 yorum:
Yorum Gönder