14 Mayıs 2009 Perşembe

BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN:))



Dün sevdiğim bir arkadaşımın bebek beklediği haberini aldım, kendisine de sürpriz olmuş, onun adına çok sevindim, yeni bir bebiş daha geliyor ne güzel :) Canım arkadaşım sizi tebrik ediyorum, bebeğinizi kucağınıza alacağınız günü ben de heyecanla bekliyorum !!! (En önemlisi sağlıklı olması tabii ama ben gözlerinin seninkiler gibi yemyeşil olmasını diliyorum tatlım!)

Bu hafta işyerinde nöbetçiydim, bu demek oluyor ki:Fatoo iş çıkışı direkt eve kaçar :) Geçen akşam dvd de Zeynep'in 8 Günü filmi vardı, izliyim dedim. Bu şahane senaryo kime ait merak ediyorum doğrusu?! Kadın asosyal mi yoksa embesil mi belli değil, hele bir dans sahnesi var ki oyyy oyy oyyy Yıldız Tilbe halt etmiş! Bir de ben bu Pandik Sevdik kızımıza bir türlü ısınamadım, oyunculuğu o kadar abartılı ki filmde eğreti duruyor resmen! Belki miki sahneleri gösterirler diye heyecan yaptıydım ama o sahneleri de kesmişler mi, buyur sana sıkıcı bir film! Haa bir de kızın hayatında aşk yokken film siyah beyaz, aşk varken renkli, aşkı kaybedince yine siyah beyaz oluyor, bu kısmı bile filmi kurtarmaya yetmiyor ne yazık ki...




Takip ettiğim birkaç dizi dışında kitaplarımı açıyorum, aptal filmleri seyredip vakit kaybetmekten çok daha iyi oluyor. Şu aralar prensesimin hediye ettiği, Elizabeth Gilbert'in "Ye, Dua Et, Sev" isimli kitabını okuyorum. Ve sayfaları çevirdikçe bu yazarla aramda ne kadar benzerlikler olduğunu görüyorum, demek ki kadınlar hangi ülkede yaşarlarsa yaşasınlar boşanma esnasında ve sonrasında yaşadıkları/hissettikleri aynı oluyor. Kendimden çok şey bulduğum bu kitabı severek okuyorum. Konusuna gelince; boşanma ve yıkıcı bir depresyondan sonra Elizabeth 1 yıllık bir seyahate çıkarak İtalya’da keyif, Hindistan’da ibadet ve Bali’nin Endonezya Adalarında dünyevi hazlar ve ilahi yücelik arasındaki dengeyi bulmaya çalışıyor...


Bunun dışında iş-ev arası gidip gelirken okuduğum çok eğlenceli bir kitap var, bu da Cicoşumun hediyesi... ABD'li yazar ve radyo programcısı Sherry Argov tarafından kaleme alınan "Erkekler Niçin Cilveli Kadınlardan Hoşlanır" isimli kitap, birçok kadının düşündüğü ama dile getiremediği sorulara açıklık getiren bir ilişki rehberi niteliğinde... Kitapta güçlü ve bağımsız kadınların erkeklere uygulaması gereken çekim ilkeleri yer alıyor. Kısacası kadınlara kedi-fare oyununun inceliklerini anlatıyor :) Ben her ne kadar oyunlardan çok açık olmanın daha doğru olduğuna inansam da bugüne kadar bunun pek işe yaradığını görmedim. Evet ne yazık ki erkekler oyun oynanmasını seviyor, bu nedenle oyunu kuralına göre oynamak gerek :)))

4 yorum:

burak bey dedi ki...

Tek kelimeyle muhteşem bir yazı.Nokta.
Klavyem elverse, bu yazınıza herhalde 50 sayfa civarı bir yorum yazarım, yine de yeterince yorumlayamamış olurum diye düşünüyorum.En iyisi blogumda yorumlayayım.Sizin için tekrar canlandıracağım blogumu.Her ne kadar ilham unsuru sayenizde eksik olsa da.....Bari siz de olumsuz da olsa bir yorum bırakın bloguma da şevkle, afedersiniz, hayvanlar gibi dalayım bloguma.
Neyse, yine frensiz olmakla yargılanmadan evvel, yazınızın beni niye bu kadar etkilediğini, karşılıklı konuşmalarımızdaki etkili yazı tarzınızı hariç tutarsak, niye beni en çok bu yazınızın titrettiğine gelelim:Sizin de benim de bildiğimiz üzere, kadın kitap gibidir Fatoş Hanım ve okumasını bilmek gerek.Bu yazınızdaki bazı kelimeler İskenderiye kütüphanesi kadar kavram içeriyor.Detaydaki şeytanı gördüm yazınızda.Her zamanki gibi çok etkileyici bir şeytandı.İnsanın Faust olası geliyor....

fatos dedi ki...

Ahh Burak bey bu kadar sıkı takip edildiğimi bilmiyordum..Yazın bakalım o muhteşem dilinizle döktürüm gözümüz gönlümüz açılsın..

fatos dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
burak bey dedi ki...

şu sildiğin yorumu mail at istersen :)