<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721</id><updated>2011-11-28T01:51:15.129+02:00</updated><category term='mektup'/><title type='text'>FATOS'UN SEKERLERİ..</title><subtitle type='html'>Sevginin Yürekten Yüreğe aktığı yer..</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>25</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-6101206177659513172</id><published>2009-09-28T13:44:00.005+03:00</published><updated>2009-09-28T13:56:26.868+03:00</updated><title type='text'>BENJAMİN BUTTON..</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SsCVj6We7nI/AAAAAAAAFMM/at3hbAxs8hA/s1600-h/404PX-~1.JPG"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 270px; FLOAT: left; HEIGHT: 400px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386469598526631538" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SsCVj6We7nI/AAAAAAAAFMM/at3hbAxs8hA/s400/404PX-~1.JPG" /&gt;&lt;/a&gt; “Seksen yaşında doğup yavaş yavaş 18’imize doğru ilerlesek hayat sonsuz mutluluk olurdu”. Filmde normal insan yaşamına göre tersten bir hayat yaşayan Benjamin, merkezdeki karakter. Çok çirkin olarak doğunca, babası tarafından korkularak başka bir eve bırakılan Benjamin’i, huzurevinde çalışan, dini inancı yüksek bir zenci kadın sahiplenir. Herkesin dışlayabileceği bir durumu “Tanrıdan” kabul ederek ona annelik yapar. 7 yaşındayken 70’lerinde görünen Benjamin, bu arada huzurevine büyükannesini ziyarete gelen küçük bir kızla (Daisy) güzel bir bağ kurar. Görünüş farklarına rağmen güçlenen ilişkileri, hayatlarını da etkileyecek birşeyin başlangıcı olur. Evden ilk kez, bir gemide çalışmak için ayrılan Benjamin, bu arada da gerçek dünyayla tanışır. Herkesin yaşlı görünüşü yüzünden tecrübeli sandığı adam, aslında herşeyden bihaberdir ve bu yolculuk onun hem dünyayı hem kendini keşif yolculuğu olur. Kendi kararlarını vermeyi, ilk aşkını, ilk maceralarını hep bu arada yaşar. Film boyunca hep bir olgunluk, sakinlik gözlemliyoruz. Çünkü çocukken bile, görünen yaşından dolayı şımarma şansı olamıyor. Her yaştan izleyicinin de farklı şeyler düşünmesine neden oluyor tüm bu yaşananlar.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SsCVq8pAhWI/AAAAAAAAFMU/Tvnw0jD-hPc/s1600-h/Benjamin-Buttonun-Tuhaf-Hikayesi_10.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386469719400285538" border="0" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SsCVq8pAhWI/AAAAAAAAFMU/Tvnw0jD-hPc/s400/Benjamin-Buttonun-Tuhaf-Hikayesi_10.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Benjamin karakterini canlandıran ve önce yakışıklı bir genç oyuncu olarak tanıdığımız Brad Pitt, oyunculukta döktürüyor. “Dövüş Kulübü”, “Jesse James” ve “Burn After Reading” gibi filmlerde zaten sınıfı geçen Pitt, bu kez daha zor bir işin altına girmiş. 80 yaşından başlayarak, bir insanın her evresini canlandırmış. Ve filmde oynama şartlarından biri de “her zaman dilimini kendisinin oynaması” olmuş. Başarılı makyajlar ve iyi bir oyunculukla bu işin altından kalkılmış. Hele ki 20’li yaşlardaki hali “Pitt’in sinemadaki ilk dönemini izliyoruz” hissi veriyor. Benzer sözleri Cate Blanchett için de söylemek gerek. Son yılların kesinlikle en başarılı aktristlerinden olan Blanchett, baştan sona ilgi çekecek bir performans sergiliyor. Bu anlamda kimyaları da Pitt’le uyuşmuş durumda. Hastane yatağındaki yaşlı hali de, sahnede dans ederken ki genç hali de başka güzellikte. Bu arada Benjamin’in ilk aşkını oynayan Tilda Swinton ve annesini oynayan Taraji P. Henson da çok çok iyi bir iş çıkarmışlar. Aslında filmin tümündeki karakterlerin çok yerli yerinde olduğunu da söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SsCV5EBiW5I/AAAAAAAAFMc/mMhyQbefvnM/s1600-h/The-Curious-Case-Of-Benjamin-Button_0.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; FLOAT: left; HEIGHT: 200px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386469961900383122" border="0" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SsCV5EBiW5I/AAAAAAAAFMc/mMhyQbefvnM/s400/The-Curious-Case-Of-Benjamin-Button_0.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Fincher’in filminde en çok dikkat çekenlerden biri görselliği ve makyajları. Çoğu filmde yaşlandırılmış insanlar görürüz ancak burada durum biraz daha farklı. Zira bir insanın neredeyse her dönemini görüyoruz ve hepsi içinde tüm ayrıntılar düşünülmüş. Yani 80’li, 60’lı, 40’lı ve 20’li yaşlardaki Benjamin’e inanıyorsunuz. Gemiyle savaşa denk geldikleri sahne ise bir başka etki yaratıyor. Hele ki sinemada dev bir perdede bu sahneyi izlerseniz tüylerinizin ürpermemesi zor. Gece, deniz, savaş, telaş; hepsi çok iyi harmanlanmış.&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SsCWFgOLqpI/AAAAAAAAFMk/M2T-BqxmPb4/s1600-h/Benjamin-Buttonin-Tuhaf-Hikayesi-12.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 306px; FLOAT: left; HEIGHT: 230px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5386470175628044946" border="0" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SsCWFgOLqpI/AAAAAAAAFMk/M2T-BqxmPb4/s400/Benjamin-Buttonin-Tuhaf-Hikayesi-12.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Perdede aslında gerçek olmayacak bir olay izliyoruz. Bu bir anlamda artı olabilir aslında. Çünkü bu kez zaten başka bir dünya yaratıldığını bildiğinizden, gerçeğe aykırı şeyleri ya da kusurları aramak yerine kendinizi filme kaptırabilirsiniz. Tamamen sinemasal bir tatla salondan çıkıyorsunuz. Güzel bir sinema dili, iyi performanslar, orijinal bir konu, sizi sıkmayacak görsellik… E bi filmden daha ne istersiniz ki? Filmde annesi Benjamin’e “Seni neyin beklediğini asla bilemezsin” dese de, ben sizi iyi bir filmin beklediğini söyleyebilirim ;)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-6101206177659513172?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/6101206177659513172/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=6101206177659513172' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6101206177659513172'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6101206177659513172'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2009/09/benjamin-button.html' title='BENJAMİN BUTTON..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SsCVj6We7nI/AAAAAAAAFMM/at3hbAxs8hA/s72-c/404PX-~1.JPG' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-1626515205590696415</id><published>2009-05-16T05:25:00.006+03:00</published><updated>2009-05-16T06:17:51.806+03:00</updated><title type='text'>ERKEKLER..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sg4wUuI7gkI/AAAAAAAACXw/5UYh22UPDTU/s1600-h/beyinsizler_kazanova.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5336255741021618754" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 266px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sg4wUuI7gkI/AAAAAAAACXw/5UYh22UPDTU/s400/beyinsizler_kazanova.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sg4kSyyoUCI/AAAAAAAACXg/ROy0d-0G7J4/s1600-h/38pr1as2.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Aha buyrun, Fato'nun kafayı yediği an bu andır! Geçmişler olsun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Talincim beni mimlemişti geçenlerde, erkek olsanız nasıl bişi olurdunuz diye... Aklıma bu mim'e eğlenceli bir cevap vermek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım hangisi sizin erkeğiniz :P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1.sırada:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kıronun Allahı'dır. En ucuz sigaradan içtiği için ağzı hep pis kokar. Bir elinde de tespihi eksik olmaz. Kadını biraz şikayet etse "üleyn dünyayı serdim önüne yine de mutlu olamadın be imansız karı" diye söylenir. Asabi günündeyse bir iki tokat çakar. Bir duble rakısını önüne koyarsanız gevşer, sızıp kalırsa şanslısınız o gece yırttınız demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.sırada:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mahallenin bıçkın delikanlısıdır. Biraz saftirik yanı da vardır, çok konuşur boş konuşur. Genelde hiçbir işte dikiş tutturamaz ama suçu da hep başkasına atar. Kendi gibi ipsiz sapsız tayfası ile takılır. "Geçen gece bir yavru düştü ilik gibiydi Allahıma kitabıma hiç acımadım 10 posta..." diye uzayıp giden biraz da atmasyon çapkınlık hikayeleri anlatır. Saçlarına devamlı briyantin sürer. Haa bir de tek hayali biriktirdiği parayla dişlerini yaptırmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3.sırada:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbir halt olmayıp kendini bir halt sanandır. Kendini çok cool bulur. Her olayda yüzünden eksik olmayan pis bir gülüşü vardır. Güvenilmezdir. Hiçbir kadının cazibesine dayanamayacağını zanneder. Fazla uğraşmayı sevmez, açık sözlüdür, muhabbet uzarsa "bebeğim her saat aleyhine işliyor ama" diyerek evinin anahtarlarını göstermeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4.sırada:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zibidinin önde gidenidir. Aslında bunun da mahallenin bıçkın delikanlısından farkı yoktur, tek artısı diplomasıdır. Altta tek bir sakal bırakarak daha cool göründüğünü zanneder. Kızlar yerine bilgisayarlarla takılır hatta kendini IT prof sanar. Sevdiği rock grubunu dinlerken kendinden geçer, şarkıya eşlik mi ediyor yoksa afedersiniz orgazm mı oluyor anlamazsınız!&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sg4kTZdCfHI/AAAAAAAACXo/yNQgRSJHuPQ/s1600-h/erkek-balerin.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5336242524149415026" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sg4kTZdCfHI/AAAAAAAACXo/yNQgRSJHuPQ/s400/erkek-balerin.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl? Hepsi birbirinden beter di mi?! Vallahi Allah işini biliyor, iyi ki beni bir erkek olarak yaratmamış, bir başka hırt olarak diğerlerinin yanında dünyadaki yerimi alacakmışım :p&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-1626515205590696415?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/1626515205590696415/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=1626515205590696415' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/1626515205590696415'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/1626515205590696415'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2009/05/erkekler.html' title='ERKEKLER..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sg4wUuI7gkI/AAAAAAAACXw/5UYh22UPDTU/s72-c/beyinsizler_kazanova.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-2219316643809273902</id><published>2009-05-15T08:29:00.002+03:00</published><updated>2009-05-15T08:35:12.814+03:00</updated><title type='text'>KABAK :))</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sgz-D0TWxgI/AAAAAAAACWY/vVDfwtuRJEY/s1600-h/00117.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335919000060085762" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 198px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sgz-D0TWxgI/AAAAAAAACWY/vVDfwtuRJEY/s200/00117.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hanımlarrr toplanın bakıyım etrafıma, kalemleri kağıtları hazırlayın erkeğinizi baştan çıkartmanın formülünü veriyorum şimdi size :) Annem bacaklarımı ikiye ayıracak ama ulvi bir görevle bu yazıyı yazdığımı anlayınca kızını affeder heralde hee heee :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ders-1: Modern çağ ne derse desin bir erkeğin kalbine giden yol midesinden geçiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ders-2: Bunu başarmak için fazla becerikli olmaya da gerek yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sgz-D9Z-1rI/AAAAAAAACWg/G0UPkMK-xNA/s1600-h/DSC_0683.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335919002503796402" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 133px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sgz-D9Z-1rI/AAAAAAAACWg/G0UPkMK-xNA/s200/DSC_0683.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 tane su kabağı alınır, 2'ye bölünür, ortasındaki çekirdekler çıkartılır, şerbetin aralarına girmesi için içi bıçakla hafifçe baklava şeklinde kesilir. Diğer tarafta 1 bardak şeker, yarım bardak su, çok az limon suyu ve 1 tatlı kaşığı zencefil tozu ile hazırladığınız şerbet kabakların üstüne hafifçe gezdirilir. Kabaklar fırında içleri yumuşayana kadar tutulur. Şerbet azaldıkça ara ara yine üzerine gezdirilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fırından çıkardığınız kabağın üzerine kalan şerbet dökülür (ben çok şerbetli yapmıyorum).&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sgz-D7boifI/AAAAAAAACWo/4qD74ndw52U/s1600-h/DSC_0685.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335919001973852658" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 112px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sgz-D7boifI/AAAAAAAACWo/4qD74ndw52U/s200/DSC_0685.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuk kısmına 1 top vanilyalı dondurma konur, üzerine ceviz serpilir, nane yaprağı ile süslenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Pişirme süresi dışında hiçbir zahmeti olmayan bu tatlıyı tabii sevgilinize yedirirken sanki baklava börek açmış, çok zor bir iş yapmış gibi bir tavır takınmanız gerekiyor. Kolay kızlar olmadığımız için yaptığımız hiçbir şey de kolay olmamalı !!! İşin püf noktası burada ;) Tatlılardan sonrasına ise ben karışmam, orası size kalmış, kabak tadı vermeyin yeter! &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sgz-D7orycI/AAAAAAAACWw/xht4iotd5DI/s1600-h/DSC_0689.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335919002028591554" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 112px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sgz-D7orycI/AAAAAAAACWw/xht4iotd5DI/s200/DSC_0689.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eveettt bugünkü dersimizin sonuna geldik. Görevimi tamamlamanın verdiği bir rahatlamayla artık işimin başına dönebilirim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hepinize tatlı haftalar!!! &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-2219316643809273902?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/2219316643809273902/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=2219316643809273902' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/2219316643809273902'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/2219316643809273902'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2009/05/kabak.html' title='KABAK :))'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sgz-D0TWxgI/AAAAAAAACWY/vVDfwtuRJEY/s72-c/00117.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-1205203638901979000</id><published>2009-05-14T15:31:00.002+03:00</published><updated>2009-05-14T15:36:47.784+03:00</updated><title type='text'>BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN:))</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;Dün sevdiğim bir arkadaşımın bebek beklediği haberini aldım, kendisine de sürpriz olmuş, onun adına çok sevindim, yeni bir bebiş daha geliyor ne güzel :) Canım arkadaşım sizi tebrik ediyorum, bebeğinizi kucağınıza alacağınız günü ben de heyecanla bekliyorum !!! (En önemlisi sağlıklı olması tabii ama ben gözlerinin seninkiler gibi yemyeşil olmasını diliyorum tatlım!)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SgwPieoD_OI/AAAAAAAACVw/szlLfdzTPJQ/s1600-h/z8g%25C3%25BCn%25C3%25BC.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335656743538261218" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 138px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SgwPieoD_OI/AAAAAAAACVw/szlLfdzTPJQ/s200/z8g%25C3%25BCn%25C3%25BC.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bu hafta işyerinde nöbetçiydim, bu demek oluyor ki:Fatoo iş çıkışı direkt eve kaçar :) Geçen akşam dvd de Zeynep'in 8 Günü filmi vardı, izliyim dedim. Bu şahane senaryo kime ait merak ediyorum doğrusu?! Kadın asosyal mi yoksa embesil mi belli değil, hele bir dans sahnesi var ki oyyy oyy oyyy Yıldız Tilbe halt etmiş! Bir de ben bu Pandik Sevdik kızımıza bir türlü ısınamadım, oyunculuğu o kadar abartılı ki filmde eğreti duruyor resmen! Belki miki sahneleri gösterirler diye heyecan yaptıydım ama o sahneleri de kesmişler mi, buyur sana sıkıcı bir film! Haa bir de kızın hayatında aşk yokken film siyah beyaz, aşk varken renkli, aşkı kaybedince yine siyah beyaz oluyor, bu kısmı bile filmi kurtarmaya yetmiyor ne yazık ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SgwPiT2oaqI/AAAAAAAACVo/VGiQzcAqwkY/s1600-h/DSC_0126.JPG"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335656740646578850" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 133px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SgwPiT2oaqI/AAAAAAAACVo/VGiQzcAqwkY/s200/DSC_0126.JPG" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Takip ettiğim birkaç dizi dışında kitaplarımı açıyorum, aptal filmleri seyredip vakit kaybetmekten çok daha iyi oluyor. Şu aralar prensesimin hediye ettiği, Elizabeth Gilbert'in "Ye, Dua Et, Sev" isimli kitabını okuyorum. Ve sayfaları çevirdikçe bu yazarla aramda ne kadar benzerlikler olduğunu görüyorum, demek ki kadınlar hangi ülkede yaşarlarsa yaşasınlar boşanma esnasında ve sonrasında yaşadıkları/hissettikleri aynı oluyor. Kendimden çok şey bulduğum bu kitabı severek okuyorum. Konusuna gelince; boşanma ve yıkıcı bir depresyondan sonra Elizabeth 1 yıllık bir seyahate çıkarak İtalya’da keyif, Hindistan’da ibadet ve Bali’nin Endonezya Adalarında dünyevi hazlar ve ilahi yücelik arasındaki dengeyi bulmaya çalışıyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SgwPiKuIS6I/AAAAAAAACVY/7ciToHMS4_s/s1600-h/9758729-70-5.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5335656738195000226" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 130px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SgwPiKuIS6I/AAAAAAAACVY/7ciToHMS4_s/s200/9758729-70-5.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Bunun dışında iş-ev arası gidip gelirken okuduğum çok eğlenceli bir kitap var, bu da Cicoşumun hediyesi... ABD'li yazar ve radyo programcısı Sherry Argov tarafından kaleme alınan "Erkekler Niçin Cilveli Kadınlardan Hoşlanır" isimli kitap, birçok kadının düşündüğü ama dile getiremediği sorulara açıklık getiren bir ilişki rehberi niteliğinde... Kitapta güçlü ve bağımsız kadınların erkeklere uygulaması gereken çekim ilkeleri yer alıyor. Kısacası kadınlara kedi-fare oyununun inceliklerini anlatıyor :) Ben her ne kadar oyunlardan çok açık olmanın daha doğru olduğuna inansam da bugüne kadar bunun pek işe yaradığını görmedim. Evet ne yazık ki erkekler oyun oynanmasını seviyor, bu nedenle oyunu kuralına göre oynamak gerek :)))&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-1205203638901979000?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/1205203638901979000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=1205203638901979000' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/1205203638901979000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/1205203638901979000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2009/05/biraz-ordan-biraz-burdan.html' title='BİRAZ ORDAN BİRAZ BURDAN:))'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SgwPieoD_OI/AAAAAAAACVw/szlLfdzTPJQ/s72-c/z8g%25C3%25BCn%25C3%25BC.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-8888980455583839336</id><published>2009-05-07T09:42:00.004+03:00</published><updated>2009-09-28T13:35:18.097+03:00</updated><title type='text'>KENDİSİ KÜÇÜK YÜREĞİ KOCAMAN OLAN KIZA..</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SgKEICta3mI/AAAAAAAACSw/TOV_S02rBTY/s1600-h/cryoutbygroselhalq3.jpg"&gt;&lt;img style="MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; FLOAT: left; HEIGHT: 393px; CURSOR: hand" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5332970182461283938" border="0" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SgKEICta3mI/AAAAAAAACSw/TOV_S02rBTY/s400/cryoutbygroselhalq3.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir yağmur bulutunun ağırlığı sinmiş senin yüreğine, diyor kocaman gözlerini dikerek gözlerime. Bu yüzden belki de her yere taşıdığın bu gergin ve karanlık halin.Yüzüne yansıyan bu gri gölge...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biriktirdiklerin kendi yüreğinin düşmanı aslında, farkında değil misin? Geçmişi sırtında taşıyarak, sadece kendi duvarlarında yaşayarak, kendini kendinden bile saklayarak hangi hızla, nereye kadar gidebilirsin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Başka sözlerde, yerlerde, yaşamlarda arama kendi telaşını. Hayat başka bir yerde değilki aslında, senin içinde. Bu yüzden önce kendine anlatmayı dene, kendi duvarlarını yıkıp, kendine dürüst olmayı. Yaşamak önce kendi öykünü yazmaktan başlar. Ertelemekse içindeki yumağı büyütür sadece, oysa acılar anlatıldıkça hafifler ve çözülür, bilmelisin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hadi bırak artık kendini ve yağ şimdi hem de bardaktan boşanırcasına.Yağ ki içindeki bütün zehir akıp gitsin. Bütün birikintilerden temizlenip, arınsın yüreğin. Yine, yeni, yeniden hayattan yana baksın gözlerin. Yağmurdan sonra temizlenmiş toprak kokusu sinsin üzerine. Ve tekrar kurutup ıslanan yüreğini güneşte, yenile kendini. İyileştirip, yeniden sarıp sarmala içindeki tüm iyi niyetleri...&lt;br /&gt;Susuyor ve çekip gidiyor arkasında nemli bir toprak kokusu bırakarak. Gözlerimi kaldırıp gökyüzüne bakıyorum. Gri bir yağmur bulutu dolaşıyor beyazlar içersinde. Hemen arkasında yüzünü göstermeye çalışan güneşi farkediyorum sonra. Kapatıyorum gözlerimi. Bir yağmur bulutu yüreğimden çoğalıp, gözlerimden yağmaya başlıyor usulca. Güneş yürekli bir dostun ..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div&gt;(Alıntıdır...Orjinali &lt;a href="http://beenmaya.blogspot.com/"&gt;http://beenmaya.blogspot.com/&lt;/a&gt; adresinden ulaşabilirsiniz)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-8888980455583839336?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/8888980455583839336/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=8888980455583839336' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/8888980455583839336'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/8888980455583839336'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2009/05/kendisi-kucuk-yuregi-kocaman-olan-kiza.html' title='KENDİSİ KÜÇÜK YÜREĞİ KOCAMAN OLAN KIZA..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SgKEICta3mI/AAAAAAAACSw/TOV_S02rBTY/s72-c/cryoutbygroselhalq3.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-4212943077017171449</id><published>2009-05-02T09:18:00.002+03:00</published><updated>2009-05-02T09:20:59.933+03:00</updated><title type='text'>BAHAR GELDİ..</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfvmCz8k1sI/AAAAAAAACRA/NFfI7L9s_KM/s1600-h/yol2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5331107519901521602" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 392px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfvmCz8k1sI/AAAAAAAACRA/NFfI7L9s_KM/s400/yol2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Zaman mı? değil zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akan zaman değil mesafelerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güneşin çekici yukarıda&lt;br /&gt;Suyun bıçağı aşağıda&lt;br /&gt;Krom alçakgönüllü, bakır utangaç,&lt;br /&gt;Agaç: bir damla iki kıvılcım arasında&lt;br /&gt;Rüzgar bilmiyor nerden eseceğini&lt;br /&gt;Sınırlar kesik,&lt;br /&gt;Yerleşme yerlerinde balkima.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz kırıldık daha da kırılırız&lt;br /&gt;Ama katil de bilmiyor öldürdüğünü&lt;br /&gt;Hırsız da bilmiyor çaldığını&lt;br /&gt;Biz yeni hayatın acemileriyiz&lt;br /&gt;Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor&lt;br /&gt;Şiirimiz, aşkımız yeniden,&lt;br /&gt;Son kötü günleri yaşıyoruz belki&lt;br /&gt;ilk güzel günleri de yaşarız belki&lt;br /&gt;Kekre birşey var bu havada&lt;br /&gt;Geçmişle gelecek arasında&lt;br /&gt;Acıyla sevinç arasında&lt;br /&gt;Öfkeyle bağış arasında&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz kırıldık daha da kırılırız&lt;br /&gt;Doğudan batıya bütün dünyada&lt;br /&gt;Ama kardeşin kardeşe vurduğu hançer&lt;br /&gt;iki ciger arasında bağlantı kurar&lt;br /&gt;Büyür, bir gün, zenginleşir orada,&lt;br /&gt;çünkü Ali'yi dirilten iksirde saklı&lt;br /&gt;Hasan'a sunulmus aguda,&lt;br /&gt;Granitin de olur bir okyanusun diriligi,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nehirler daha uysal akar,&lt;br /&gt;Bir çiçek nasıl açılıyorsa kendiliğinden&lt;br /&gt;Bir kuş nasıl uçuyorsa&lt;br /&gt;Öyle sever, calışır insan,&lt;br /&gt;kıraçlar çarptikça dağlara&lt;br /&gt;Gül göçürür safağından&lt;br /&gt;Doganın altın safagından&lt;br /&gt;insanın altın safağından&lt;br /&gt;Tarihin altın safağından&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz kırıldık daha da kırılırız&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimse dokunamaz bizim suçsuzluğumuza.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cemal SUREYYA &lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfvmMEtfJVI/AAAAAAAACRI/nOlXNJ8atXg/s1600-h/yol3.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5331107679020459346" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 266px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfvmMEtfJVI/AAAAAAAACRI/nOlXNJ8atXg/s400/yol3.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-4212943077017171449?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/4212943077017171449/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=4212943077017171449' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/4212943077017171449'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/4212943077017171449'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2009/05/bahar-geldi.html' title='BAHAR GELDİ..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfvmCz8k1sI/AAAAAAAACRA/NFfI7L9s_KM/s72-c/yol2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-8227871985933866595</id><published>2009-03-21T13:16:00.004+02:00</published><updated>2009-05-01T16:03:55.111+03:00</updated><title type='text'>BİR OSKAR ÖDÜLLÜ FİLM..</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfry3lbclUI/AAAAAAAACJc/HyeW_qxIMg8/s1600-h/thereader.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330840145700361538" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfry3lbclUI/AAAAAAAACJc/HyeW_qxIMg8/s400/thereader.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/ScTM1K6pDTI/AAAAAAAAAMI/Gc7_CiwYNCc/s1600-h/lg-the-reader-dec08.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Batı Almanya'da 1958'deyiz. 15 yaşında bir oğlumuz, ki adı Michael ve 36 yaşında bir kızımız, ki adı Hanna, var. Sokakta rahatsızlanan Michael'e Hanna yardım eder ve evine kadar götürür. Kızıl olan Michael, teşekkür etmek için Hanna'nın evine gider sonrasında. Ve bunun da sonrasında aralarında fiziksel bir ilişki başlar. Michael'in Hanna'ya kitapları sesli okumasıyla birlikte entelektüel bir ilişki de içerir aralarındaki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alman iklimi kadar soğuk başlar film. Seyrederken ruha şal sarmak gerek neredeyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Korkmamıştım. Hiçbir şeyden korkmamıştım. Daha fazla acı çektikçe daha fazla âşık oluyordum. Tehlike aşkımı daha da büyütüyordu. Keskinleştiriyor lezzet katıyordu." der Michael. Korkusuzca devam eder ilişkiye. Hanna'da öyle...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Çocuk" diye hitap eder Michael'e. Çocuktur da Michael...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanna tramvayda bilet keser. Çok konuşmaz. Dümdüz bir hayatı vardır. Duygu belirtisi gösterdiği zamanlar, Michael'in kitap okuduğu zamanlardır sadece. Dinlerken güler, ağlar, sinirlenir. Eline hiç kitap almaması dikkat çekicidir. Ama filmin ta başından anlaşılır ki Hanna okuma yazmayı bilmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanna, ofiste çalışmak istememektedir çünkü okuma yazmayı bilmez. Gel gör ki kader bazen insanların "eksik" bazen de "fazla" yanlarıyla yakından ilgilidir. Terfi eder Hanna, ofiste çalışmak üzere...&lt;br /&gt;Ve ortadan kaybolur Hanna. Alır bavullarını ve gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ralph Fiennes, Michael'in büyümüş halini oynar. Filmin başında, geçmişe dönmeden görürüz onu. Mutfakta titizlikle sofra hazırlamaktadır. Bu titizlik ona Hanna'dan yadigardır. Hanna'dan yadigar bir şey daha kalmıştır. Mesafeli oluşu. Kızına itiraf eder.&lt;br /&gt;"Zor birisiydim, farkındayım. Sana karşı her zaman açık yürekli değildim. Hiç kimseye karşı açık yürekli değilim."&lt;br /&gt;Hanna'da ayniyle böyledir&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllar geçer. Michael artık bir hukuk öğrencisidir. Profesörleriyle ve arkadaşlarıyla birlikte bir davaya, gözlemlemek üzere katılırlar. . Duruşma şununla ilgilidir: İkinci Dünya Savaşı'nda bir toplama kampında 300 yahudi kadın bir kilisede kapalı kalarak, yangında ölmüştür. Ve gardiyanlar buna göz yummuş, sebep olmuştur. Bu gardiyanlardan biri de tesadüf bu ya, Hanna'dır. Bu yangından tek kurtulan yahudi kadın ve kızı davaya tanık olarak çağrılır. Bu yangından tek kurtulan yahudi kadın ve kızı davaya tanık olarak çağrılır. Kız büyümüş ve her eli kalem tutan Yahudi gibi neler çektiklerini kitaplaştırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Michael, tanığı dinlerken duygu karmaşası yaşar. Hanna, genç, zayıf, hasta olanları seçmiştir. Onlara yiyecek ve uyuyacak yer vermiştir. Onlara sesli kitap okutmuştur. Ve sonra ölüme yollamıştır. Ayniyle kendidir sanki... Acıtır bu Michael'i&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hanna duruşma boyunca niye orada olduğunu anlamaz, saf yahut salak hallerde, yaptığı söylenilen her şeyi kabul ettiği için diğer kadın gardiyanlarca iftiraya uğrar. Her şeyin sorumlusu olduğu, emri onun verdiği, tutanağı onun yazıp zorla diğerlerine imzalattığı vs. Hanna reddeder haliyle. "Hepimiz yaptık,"der. Tutanaktaki el yazısının kendisine ait olup olmadığının ispat zamanı gerektiğinde önüne bir kağıt kalem koyarlar Hanna'nın. "Bırrr!" Kağıda ve kaleme, hayatında ilk kez görüyormuş gibi bakar Hanna. Ve gerek yok, ben yaptım, der.&lt;br /&gt;Michael, o zaman anlar ki, Hanna okuma yazma bilmiyor. Ve bu durumdan utanıyor. Hanna okuma yazmayı bilmediğinden gidip SS'e katılıyor. Gardiyan oluyor. İnsanları ölüme yolluyor.&lt;br /&gt;Ve Hanna, ömür boyu hapis cezası alır.&lt;br /&gt;Yıllar yıllar sonra Michael, eskiden Hanna'ya okuduğu kitapları kasetlere okuyup bir kasetçalarla yollar hapishaneye. Kasetler dolusu kitaplar.... (Ki bu hakikaten etkileyicidir.)&lt;br /&gt;Ve Hanna, şeytanın bacağını, (gurur mu demeli?) kırıp hapishane kütüphanesinden kitap alır. Kaset-kitap birlikteliğiyle okumayı öğrenir. Ve hatta yazmayı da... Mektuplar yazar Michael'e. Cevap vermez Michael. Daha doğrusu yazdığı mektupları postalamaz da küçük çekmeceli dolaplara koyar. Ama yazar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tekrar yıllar sonra Michael, hapishane görevlisinden bir telefon alır;&lt;br /&gt;Hapishaneye gidip Hanna ile görüşür. Bir terzinin yanında iş bulmuştur. Kalacağı bir yer bulmuştur. Bunları söyler Hanna'ya ve sorar;&lt;br /&gt;"-Geçmişi düşünmek için çok zaman ayırdın mı?&lt;br /&gt;-Seninle olan geçmişimi kastediyorsun?&lt;br /&gt;-Hayır, hayır benimle olanı kastetmemiştim.&lt;br /&gt;-Duruşmadan önce, hiç geçmişi düşünmemiştim. Hiç düşünmem gerekmemişti.&lt;br /&gt;-Peki şimdi? Şimdi neler hissediyorsun?&lt;br /&gt;-Ne hissettiğimin hiçbir önemi yok. Ne düşündüğümün hiçbir önemi yok. Ölüler hâlâ ölü çünkü.&lt;br /&gt;-Öğrenebileceğinden emin değildim.&lt;br /&gt;-Ama öğrendim, çocuk. Okumayı öğrendim."&lt;br /&gt;Cehalet sona ermiş, Hanna öğrenmiştir artık.&lt;br /&gt;Hanna, tahliye olmayı hiç düşünmemiş, eşyalarını hiç toplamamıştır. Hücresinde itinayla ayakkabılarını çıkartır, bir kenara koyar. İtinayla kitaplarını masaya dizer, ki çünkü titizdir Hanna, kitaplarının üzerine çıkar ve intihar eder. İroniktir, ölümüne aracı kıldığı kitaplar. Sadece kitaplarda duygulanan, düşünen ve gerçek hayatta "gerçeklik" algısı olmayan, haniyse hissiz ve düşüncesiz Hanna, ölür.&lt;br /&gt;Michael'e bıraktığı vasiyette eski bir çay kutusunun içinde biriktirdiği parayı ve bankadaki parasını yangından kurtulan kıza, hani şu kitap yazana vermesini ister.&lt;br /&gt;Michael, Amerika'ya kadınla görüşmeye gider.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"-Hanna, yaşamının önemli bir kısmında okuma yazma bilmiyordu.&lt;br /&gt;-Bu yaptığı şeylerin bir açıklaması mı?&lt;br /&gt;-Hayır.&lt;br /&gt;- Veya bir özür mü?&lt;br /&gt;- Hayır, hayır."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Teneke kutuyu alır ama parayı almaz kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Bu parayla yapabileceğim bir şey yok. Yahudi soykırımı ile ilgili bir yere verirsem, bana affetmek ya da onun gibi gelir. Hem böyle bir şeyi yapmak istemem, hem de bağışlayıcı bir konumda değilim." der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Okuma yazma öğrenmeyi destekleyen bir örgüte bağışlanabilir diye düşünmüştüm." der Michael. "Bu konuda Yahudi bir örgüt olup olmadığını biliyor musunuz?"&lt;br /&gt;"Olmasa şaşarım. Her konuda Yahudi bir örgüt bulunur. Ancak cehalet Yahudiler için pek sorun olmamıştır." der kadın. Ne güzel, ne anlamlı, ne gerçek bir diyalogdur bu. Haniyse insanın Hanna'dan yana olası gelir bu durumda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve film, Michael'in kızını Hanna'nın mezarına götürüp hikayesini anlatmaya başlamasıyla son bulur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu film bunca Yahudi propagandası ile Oscar almaz da ne yapar? Almanların silahlı diktatörlüğü tarihin bir yerlerinde son bulmuş olsa da Yahudilerin bu sinema yoluyla diktatörlüğü ne zaman son bulur bilinmez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kadar paralamış ki kendini Winslet... O kadar serin ve sakin, haydi bitirelim şu filmi de gidelim gibi oynamış ki Fiennes... O kadar zorlama ki senaryo, nereye nasıl serpiştirelim şu soykırımı....&lt;br /&gt;Ve hakikaten hayli yoğunluktaki açık sahnelerin bu filme fazla ve gereksiz kaldığı da söylenebilir.&lt;br /&gt;*Beş üzerinden iki. Lakin Oskarı aldı... &lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfrzDifYpaI/AAAAAAAACJo/sXoEZMOp8fA/s1600-h/the-reader-02.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330840351070004642" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 185px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfrzDifYpaI/AAAAAAAACJo/sXoEZMOp8fA/s400/the-reader-02.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/ScTNyA1ZMpI/AAAAAAAAAMQ/44xkS6nlRDw/s1600-h/the-reader_p0.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-8227871985933866595?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/8227871985933866595/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=8227871985933866595' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/8227871985933866595'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/8227871985933866595'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2009/03/bir-oskar-odullu-film.html' title='BİR OSKAR ÖDÜLLÜ FİLM..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfry3lbclUI/AAAAAAAACJc/HyeW_qxIMg8/s72-c/thereader.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-8446874702467311247</id><published>2009-01-30T18:30:00.003+02:00</published><updated>2009-05-01T16:05:21.168+03:00</updated><title type='text'>ANESTEZİ..</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfrzhv5YpJI/AAAAAAAACJw/1dKAeiU4OR8/s1600-h/1891.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330840870064792722" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfrzhv5YpJI/AAAAAAAACJw/1dKAeiU4OR8/s400/1891.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SYMrNbkTodI/AAAAAAAAAMA/6LtC0rbCBJQ/s1600-h/1785_a_6419.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Görünürde, Clayton Beresford, Jr'ın hayatı dört dörtlüktür. Ona tapan bir annesi, Samantha Lockwood adında harika bir nişanlısı, başarılı bir kariyeri ve hekesin hayallerini süsleyecek kadar büyük bir servete sahiptir. Buna rağmen, Clay'in hayatı mükemmel değildir: Sam ile olan ilişkisini gizli tutuyordur çünkü Sam, kimi zaman küstah da olabilen annesi Lilith'in yanında çalışıyordur. Bunun da ötesinde Clay, kalp rahatsızlığı nedeniyle geçireceği nakil için uygun bir kalp beklemektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Jack Harper ise, Clay'in arkadaşı ve kardiyolojistidir. Clay'in geçirdiği ilk kalp rahatsızlığında ona müdehale eden de Jack'tir. İki genç adamın dostluğu böyle başlamıştır ve Jack, Clay'in özel isteği ile, aynı zamanda kalp naklini gerçekleştirecek olan cerrahtır. Nadir kan grubu nedeniyle uygun kalbin bulunması gecikirken, Clay'in hayattan tek beklentisi vardır: Annesine gerçekleri anlatıp, çok sevdiği nişanlısı Sam'i daha fazla üzmeden onunla evlenebilmek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok geçmeden, Sam'in de ısrarlarıyla, Clay annesine gerçekleri anlatır ve tahmin ettiği gibi, annesinin büyük tepkisi ile karşılaşır. Lilith'in Sam veya kendisi arasında seçim için rest çektiği Clay, hemen o gece, Jack'in sağdıçlıklarını yaptığı ayaküstü bir törenle Sam'le evlenir. Nikahtan hemen sonra, Clay'in çağrı cihazına bir mesaj gelir: Aranılan kalp sonunda bulunmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Clay , geçirdiği açık kalp ameliyatı sırasında ‘anestezik farkındalık’ adı verilen durumu yaşamaktadır. Yani olup bitenin tamamen farkında olacak şekilde uyanıktır, operasyonu tüm acısıyla hissedebiliyordur ancak yine anestezinin etkisiyle vücudu hiçbir şeye tepki gösteremeyecek şekilde paralize olduğundan, ameliyat ekibinin bundan haberi yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Clay’in genç karısı Sam , ameliyat sırasında hayati kararlar vermek zorunda kalırken, Clay’de kendi zihni içinde tekinsiz bir yolculuğa çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamla ölüm arasında... Şeytanla vicdan arasında... Körlükle farkındalık arasında... Boyun eğişle direniş arasında bir öykü akıyor beyaz perdeye... Kalbi zayıf aklı güçlü bir adamın öyküsü bazen bilerek ve isteyerek gördüklerimizi inkar edip savunma mekanizmalarını devreye sokmamız bilinçaltı sessizce üstüne düşeni yapıp yaşanılabilir hale getiriyordu yaşamı... Bizse olduğu gibi değil olmasını istediğimiz gibi görüyorduk yaşamı... Uyanan sadece Clayton olmuyordu, seyirci kendi uyanışını yaşıyor sorgulamaya başlıyordu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlginç izlemeye değer filmlerden biri..&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-8446874702467311247?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/8446874702467311247/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=8446874702467311247' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/8446874702467311247'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/8446874702467311247'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2009/01/anestezi.html' title='ANESTEZİ..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfrzhv5YpJI/AAAAAAAACJw/1dKAeiU4OR8/s72-c/1891.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-1205163369077134152</id><published>2009-01-10T09:38:00.004+02:00</published><updated>2009-05-01T16:07:41.111+03:00</updated><title type='text'>SON  DERS..</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr0EYEh9dI/AAAAAAAACJ4/8Z-tuqvGGmQ/s1600-h/ak8mu0.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330841464964511186" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 229px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr0EYEh9dI/AAAAAAAACJ4/8Z-tuqvGGmQ/s400/ak8mu0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SWhQ-jvGZdI/AAAAAAAAALw/mZHSnoE9Ivc/s1600-h/04.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yurt dışından gelen bir Türk öğretim görevlisi üniversitedeki müfredatla sınırlı kalmaz. Bu yeni hoca iddiasızdır, “İlk dersimiz kimsenin buradan alınacak derse ihtiyacı olmadığı” diye başlar. Ancak öğrencilerin ve özellikle de bir tanesinin onu fark etmesi ile bambaşka bir dünya açılır önlerinde. Saffet Hoca’nın geçmişi ile üniversite öğrencisi Ulaş’ın hayatı garip bir şekilde kesişir..&lt;br /&gt;..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arkadaşlar film tam anlamıyla mükemmel.. Özellikle her üniversite öğrencisinin izlemesi gereken bir film. Siyasi içeriğe de baktığınız zaman kendi içinde öz eleştirinin de çok güzel yapıldığını farkedeceksiniz.. aşk - üniversite - iktidar hepsine oldukça güzel göndermeler yapılmış.. KOMEDİ &amp;amp; DRAM bu kadar güzel işlenebilir ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bambaşka bir filmdi... Söyleyecek fazla bir söz yok aslında... Karşılaşılan en büyük sürpriz yaşanmış... Bir kez daha anladım... Filmleri bu yüzden seviyorum galiba... Yaşamı görsel olarak bizlere sundukları için….&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-1205163369077134152?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/1205163369077134152/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=1205163369077134152' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/1205163369077134152'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/1205163369077134152'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2009/01/son-ders.html' title='SON  DERS..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr0EYEh9dI/AAAAAAAACJ4/8Z-tuqvGGmQ/s72-c/ak8mu0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-6718313748114814107</id><published>2008-12-28T19:47:00.003+02:00</published><updated>2009-05-01T16:08:19.790+03:00</updated><title type='text'>ULAK.</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr0NEsk9CI/AAAAAAAACKA/TxjO5j9fkAo/s1600-h/ulak-filmi-resimler-10.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330841614382593058" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 204px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr0NEsk9CI/AAAAAAAACKA/TxjO5j9fkAo/s400/ulak-filmi-resimler-10.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SVe73QxUoyI/AAAAAAAAALo/f7LX4IlNHRA/s1600-h/normal_3.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bir varmış bir yokmuş..Bir zamanlar adı Çağan olan içindeki çocuğu dinleyen başarılı bir yönetmen varmış. Adını tüm Türk halkının bir zamanlar çektiği ortak acıyı anlatan film ve dizileriyle duyurmuş. Gel zaman git zaman kendini tekrar etmekten korkar olduğunu beyan eder olmuş. Olmuş da, şimdi bu köyün delisi ona şunu salık verirmiş: "Sen hiç korkma Çağan kardeş. Nasıl ki Ulak filminde yüreğinin sesini dinledin, hikayeni, hatta devranın hikayesinin masallardan bu yana değişmezliğini; kötünün aynı kötü; iyinin aynı iyi; deli diye adlandırılanın aslında hep herkesten daha akıllı olduğunu, sadece alışılagelmiş toplum kuralları dışında hareket ettiği için "deli" olarak nitelendirildiğini; çocuğun ise aynı çocuk olduğunu ve gerçeğin peşine ancak onların saf inancının düşebileceğini bize alışılmışın dışında bir tarzla anlattın, bundan sonraki hikayelerini de yine bizi şaşırtarak, kendi üslubunla anlatacağını biliyorum…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zekeriya,Yakup,İbrahim,Meryem filmdeki isimler bunlar.bu isimleri bir arada düşünerek bir mana çıkaramayanlar ve bu isimlerin hikayelerini bilmeyenler sadece, duygusal bir masal izlerler.ama film, bunun çok ötesinde harika duygusal ağlatan bir film olmanın dışında,derin bir felsefesi olan bence tekrar tekrar izlendiğinde sanki ilk defa seyrediliyormuş izlenimi verecek çok derin bir film .Çağan Irmak bu filmde bilenle bilmeyeni çok üstün bir zekayla mütevazıca ayırıyor.Çağan Irmak bu filmle bana göre Türk sinemasının tartışmasız en iyi yönetmeni olduğunu tüm masumiyetiyle bilenlere fısıldıyor..Bilmeyenleri de ciddiye almadığını bu filmdeki derin felsefeyi ifşa etmiyerek ne kadar güçlü bir karakterde olduğunu ispat ediyor…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çocuk oyuncuların performansı mükemmel.Atakan Yağızı gerçekten çok beğendim.çok başarılıydı...Müzikler harikaydı.Yetkin Dikinciler,Şerif Sezer,Kaya Akkaya ve tabiki Hümeyra her zamanki gibi çok iyiydi.ama ÇETİN TEKİNDOR kelimelerle bile anlatılamaz.Ayakta alkışlancak bir performans göstermiş.Özellikle masalın sonundaki gerçeklerin anlaşıldığı bölümde gerçekten muhteşemdi.film genel olarak çok iyidi.Çetin Tekindor bi kez daha devleşti gözümde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alışık olduğumuz bir yönetmen ve tanıdık bir sürü oyuncu..Konu muhteşem .Hem göze hem kulağa hitap eden sahneler..İyi seyirler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Öneri için teşekkürler arkadaşım.. &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-6718313748114814107?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/6718313748114814107/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=6718313748114814107' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6718313748114814107'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6718313748114814107'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/12/ulak.html' title='ULAK.'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr0NEsk9CI/AAAAAAAACKA/TxjO5j9fkAo/s72-c/ulak-filmi-resimler-10.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-3280821205276878700</id><published>2008-12-26T13:36:00.001+02:00</published><updated>2009-05-01T16:10:56.257+03:00</updated><title type='text'>DÖNDÜM BURADAYIM</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr02YtLEWI/AAAAAAAACKI/c_69kPbxGGI/s1600-h/issiz_adam_2.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330842324128436578" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 269px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr02YtLEWI/AAAAAAAACKI/c_69kPbxGGI/s400/issiz_adam_2.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SVTDjRY4PdI/AAAAAAAAAKo/VLni49F0wcY/s1600-h/Issiz-Adam_5.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Bu aralar bolca dua eder oldum!&lt;br /&gt;.&lt;br /&gt;Yeni yılım güzel geçsin. Dostlarım, sevdiğim insanlar hep yanımda, yakınımda olsunlar. Başladığım işleri yüzümün akıyla bitirebileyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok yer görebileyim. insanları ve kendimi daha çok mutlu eden şeyler yapabileyim. Sağlıklı olayım, huzurlu ve tabi ki mutlu olabileyim. Daha anlamlı izler bırakabileyim bu hayatta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok yazabileyim. Daha çok fotoğraf çekebileyim. Daha çok gülümseyebileyim yanımdakilere, sokaktakilere. Kıymet bileyim, kıymetimi bilenlerin. Kıymet vereyim, kıymet verilmeyi hak eden kimselere.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha az kırıcı olmayı başarabileyim. Kendimi daha çok kontrol edebileyim gereksiz çıkışlarımı engelleyebilip. Daha ''yaşanılabilir'' bir kadın olabileyim bir aradayken. Daha yaşanılabilir kılayım hayatımı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha çok arayıp sorabileyim sevdiklerimi.. Kardeşleri mi..Dostları mı, uzaktaki sevdiğim insanları. Yanımdaki sevdiğim insanları..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve bu liste uzayıp gidiveriyor böyle iste bu aralar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;~&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Issiz Adam'i seyrettik Çarşamba akşamı. Ne sıcak bir filmdi. Ne detaylı yazılmış bence muhteşem diyaloglara sahipti. Müziklere ne demeli? Özellikle final sahnesinde de tekrar yer alan Ayla Dikmen'in 1976 yılında da seslendirdiği ve benim bu yasımda ilk defa duyduğum ''Anlamazdın'' parçası.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Final sahnesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Modern hayatin yalnızlaştırdığı, muhteşem yemekler yapan, yaparken inanılmaz keyif alan, eski 45'likler dinleyen, koleksiyon yapan, onları dinlediğinde kendinden gecen; kendine güveni sonsuz görünen ama aslında güvensiz Alper'in ıssız yaşamı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ada'nın o sevimli ve zeki halleri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Su diyalog beni bitirdi mesela: ''Karların üstündesin. Donmak üzeresin ve tatlı bir uykuya kapılıyorsun. Öldüğünün farkında değilsin.''&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film bitene kadar duygulanarak ama bir damla yas akıtmadan gözlerimden izledim. Ta ki final sahnesine kadar. Orada her şeyi bıraktım. Işıklar yandı. Herkes den hıçkırık sesleri, bilimum burunları mendille temizleme hadisesi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevmeyi, sevilmeyi bilen hak eden kimse de yasamasın bu final sahnesini.. Dileğim gerçekten de budur. Kimse bu hayatta ne kadar iyi yaşasa da işsizliği, sevgisizliği hak etmiyor bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de o yüzden bu kadar dua ediyorum bu aralar:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bir Yılın Sağlık ve Huzur içinde geçmesi dileğiyle..&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-3280821205276878700?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/3280821205276878700/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=3280821205276878700' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/3280821205276878700'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/3280821205276878700'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/12/dndm-buradayim.html' title='DÖNDÜM BURADAYIM'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr02YtLEWI/AAAAAAAACKI/c_69kPbxGGI/s72-c/issiz_adam_2.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-4012991341980965019</id><published>2008-07-31T12:04:00.002+03:00</published><updated>2009-05-01T16:12:28.078+03:00</updated><title type='text'>BEBEM...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr1J6wx35I/AAAAAAAACKo/zwD2HOfqosM/s1600-h/baldudak.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330842659687882642" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr1J6wx35I/AAAAAAAACKo/zwD2HOfqosM/s400/baldudak.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/SJGCVX4zJfI/AAAAAAAAAHw/n3FQyi1Ust0/s1600-h/item.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sere serpe yatarken pamuk beşiğinde, ellerin iki yana düşmüş, dudakların kim bilir hangi pembe rüyaya tebessüm etmekte… Kelebekler süslemekte hayallerini, ayakların korkmadan basmakta yürürken.Güneş sana daha sarı gülümsüyor. Bulutlar daha beyaz, ağaçlar daha yeşil, gök kubbe daha mavi… Ay dede bile senle oyun oynuyor, göz kırpıyor bulutlar arasından. Cümlelerin riyasız, yaramazlıkların günahsız, ağlamaların yersiz, yurtsuz… Sevgi çemberin geniş; bir gülücüğünle, bir tek cümlenle seviyor herkes seni… Ve hayat kolay senin için… Melekler bile koruyor baksana seni…Büyüdükçe öğreneceksin ki aslında yaşamak bu kadar kolay değil oğlum… Ellerini her uzattığında sımsıkı kavrayacak avuçlar bulamayabilirsin her zaman. Ve yalnızlığı öğrenmen gerekebilir, güneş her gün gülümsemeyebilir pencerenden içeri… Ve bazen hayat siyah-beyaz olabilir. Sevilmeyebilirsin, sevsen de… Vicdanını sızlatan hatalar yapabilirsin… Melekler çevrenden uzaklaşabilir, ağlamaların sebepli hale dönüşebilir.Ayaklarını sağlam basamayabilirsin zemine, güvenini sarsan işe yaramazlar olabilir çevrende. Arkandan kuyunu kazanlar olabilir; yüzüne gülseler de… Umudunu yitirebilirsin bir gün sen de…Ama her ne olursa olsun, hayat ne kadar acımasız davranırsa davransın sana; o içindeki uykusunda bile pembe rüyalarına gülümseyen minik çocuğu canlı tutacaksın. Ve anneni hatırlayacaksın kim bilir…Sevgimle büyü…&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-4012991341980965019?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/4012991341980965019/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=4012991341980965019' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/4012991341980965019'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/4012991341980965019'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/07/bebem.html' title='BEBEM...'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr1J6wx35I/AAAAAAAACKo/zwD2HOfqosM/s72-c/baldudak.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-3016308110059960209</id><published>2008-06-20T12:36:00.002+03:00</published><updated>2009-05-01T16:17:50.717+03:00</updated><title type='text'>SELVİ BOYLUM</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr2bRdf--I/AAAAAAAACKw/aw7Se3WWR3U/s1600-h/s1_.png"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330844057350437858" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 300px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr2bRdf--I/AAAAAAAACKw/aw7Se3WWR3U/s400/s1_.png" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/SFt6Q3iX9II/AAAAAAAAAHo/jHp9rfPXUEk/s1600-h/51821.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Belki yirmi defa seyretmiş, bütün sahnelerini ezberlemişizdir. Ama ne zaman bir kanalda rast gelsek bir daha bakmaktan kendimizi alamayız. Türkan Şoray’ın en güzel, Kadir İnanır’ın en bıçkın, Ahmet Mekin’in en olgun, yönetmeni Atıf Yılmaz'ın en usta yıllarına denk gelmiştir. Cengiz Aytmatov’un gerçekten güzel romanından Ali Özgentürk tarafından saat gibi tıkır işleyen bir senaryoyla sinemaya uyarlanmış, Türkiye’nin en güzel yerlerinden Orta Toroslarda çekilmiştir. Cahit Berkay tarafından bestelenen enfes müziği ise neredeyse oyuncularından rol çalacak derecede hafızalarda yer etmiştir. Filmin bütün unsurları tek başlarına çok iyidirler; bir araya geldiklerinde oluşturdukları bileşim ise mükemmeldir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayesi artık sanırım herkesin ezberindedir: Köylü kızı Asya (Türkan Şoray), köyünün yakınlarında inşa edilen barajda çalışan şoför İlyas’a (Kadir İnanır) aşık olur. Evlenirler, bir de çocukları doğar (Samet). Ancak bir süre sonra İlyas Asya’yı yüz üstü bırakıp gider. Asya küçük çocuğuyla baş başa kalır. Bu zor günlerinde yolunun kesiştiği Cemşit’le (Ahmet Mekin) yakınlaşır, bir süre sonra da evlenirler. Herşey yoluna girmiş gibi görünürken Cemşit bir gün köyün yakınlarında meydana gelen kazada yaralanan birini kurtarıp eve getirir. Bu kazazede Asya’nın eski aşkı İlyas’tan başkası değildir. Cemşit İlyas’a iyileşinceye kadar evinde bakar. İlyas Asya’yı hala sevmektedir, Cemşit'in evinden ayrılacağı zaman Asya'dan kendisiyle beraber gelmesini ister. Asya, İlyas’ın kalbinin derinlerinde yatan aşkı ile Cemşit’in sevgisi arasında zor bir seçim yapmak zorunda kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlyas ve Cemşit’in o anda çaresizce Asya’nın kimi seçeceğini beklemekten başka yapabilecekleri hiçbir şey yoktur. Çocuğunun biyolojik babası ve ilk aşkı İlyas’ı unutamamıştır, ancak İlyas onu yüz üstü bırakıp gitmiş, Cemşit ise en zor günlerinde ona sahip çıkmıştır. Üstelik Cemşit de Asya’ya aşıktır. Sonuçta Asya’nın sevgisi aşkına üstün gelir. Duyguları onu İlyas’a itmesine rağmen o vicdanının sesini dinler. Cemşit’in fedakârlığına, sevgisine ve emeğine vefasızlık edemez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Selvi Boylum Al Yazmalım’ı sevmek için zaten çok neden vardır ama en çok Asya’nın bu tercihinden dolayı severiz. Asya’nın vicdanının ve mantığının sesini dinleyip duygularının sesini bastırması hoşumuza gider. Bir başka deyişle, Asya’nın Cemşit’i seçmesiyle adalet yerini bulmuştur. Asya’nın seçimi bizi aşkın denetlenebilir bir süreç olduğu sonucuna ulaştırır. Cemşit aşkı için emek vermiş Asya’nın da sevgisini kazanmıştır, İlyas ise sadakatsizliğinin cezasını hem sevdiği kadını hem de oğlunu kaybetmekle ödemiştir. “İki kere iki dört eder” gibi matematik bir sonuçtur bu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Film çekilirken Türkan Şoray ve Kadir İnanır’ın finalin değiştirilmesi, Asya’nın İlyas’ı seçmesini istedikleri, buna karşılık Atıf Yılmaz ve Ali Özgentürk'ün ısrarlarıyla finalin izlediğimiz gibi kalmasına karar verildiği söylenir. İyi ki de böyle olmuştur. Filmin bu biçimde bitmesinin sanırım dönemin sosyopolitik atmosferiyle de yakın ilişkisi vardır. Dönem, sosyalizm düşüncesinin etkili olduğu bir dönemdir. “Emek”, o zamanlar, şimdiki gibi sadece ekonomik bir parametre değil, hayatın temel kavramlarından biridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşkın emekle kazanılabileceği düşüncesi bizi rahatlatır. Seviyorsak çabalar, emek verir, sevdiğimizin de sevgisini kazanırız. Oysa gerçek hayatta bu çok çok istisnai bir durumdur. Günlük hayatta Asya’ların tercihi çoğu zaman Cemşit’lerden değil, İlyas’lardan yanadır. Herşeyden önce aşk ve adalet, aşk ve matematik birbirileriyle pek de uyumlu kavramlar değildir. Zaten “aşk” denen şeyin lanetliği de büyüsü de buradadır. Denetlenemez, dizginlenemez, hesaplanamaz. Böyle olduğu için de gerçek hayatta emek verenler değil bırakıp gidenler, sevenler değil sevilenler kazanır. Selvi Boylum Al Yazmalım, bize adımız gibi bildiğimiz ve karşısında çaresiz kaldığımız bu katı gerçeğin öyle olmayabileceğini önerir. Filmin sonunda gözümüzden boşanan yaşlar bu yanılsamanın sevincidir. Aşkın emekle kazanılabilme ihtimalini severiz.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-3016308110059960209?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/3016308110059960209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=3016308110059960209' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/3016308110059960209'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/3016308110059960209'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/06/belki-yirmi-defa-seyretmi-btn.html' title='SELVİ BOYLUM'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr2bRdf--I/AAAAAAAACKw/aw7Se3WWR3U/s72-c/s1_.png' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-6153162197457365787</id><published>2008-05-19T17:21:00.001+03:00</published><updated>2009-05-01T16:20:41.925+03:00</updated><title type='text'>UMUDUN ÜMİDİ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr3IexjAxI/AAAAAAAACK4/t1UlY9h-cbs/s1600-h/umutt.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330844834018296594" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 264px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr3IexjAxI/AAAAAAAACK4/t1UlY9h-cbs/s400/umutt.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/SDGNI-ejIFI/AAAAAAAAAHg/onaIZApt9nY/s1600-h/0e0ee3100fcf438cb76a8ab0a279a47d.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Karanlık bir gecenin ortasındaydı kız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokağın en koyu karanlığında ama en sonundaydı.&lt;br /&gt;Saçları onun ellerindeydi.&lt;br /&gt;Hayat sürüklüyordu kızı saçlarından.&lt;br /&gt;Sımsıkı,olanca hırsıyla yapışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umut yaşlı gözlerle olanları seyrediyordu.Bu savaşın sonunda kızın kendisine dönmesini bekliyordu.İsyan olmalıydı bu sürüklenmenin sonu.Yoksa bu gece tatsız bitecekti..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gece karardıkça karardı,hayat kızın saçlarına asıldıkça asıldı,kızın canı yandıkça yandı..&lt;br /&gt;Bu ağır tablo bir zaman, her gece tekrarlandı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umut vazgeçmemişti.Sindi köşeye her gece seyretti.Ama hayat sürüklemekten,kız direnmekten vazgeçmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umudun ümidi hiç tükenmedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve olması gereken oldu.Kız hayata bir çelme taktı.Hayat yere yıkıldı.Kız saçlarını da kurtardı.&lt;br /&gt;Hayatın hapsettiği benliğini de.Özgürlüğü güvercin oldu kanat çırptı gökyüzüne.&lt;br /&gt;Umut gördü güvercini ve usulca kızın kalbine süzüldü.Olması gereken yerdeydi şimdi ..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kız yıktı setlerini ve yepyeni bir sayfaya kara kalemiyle ilk sözü yazdı..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Saçlarım,ömrüm,kalbim benimdir ve hep benim kalacak... &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-6153162197457365787?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/6153162197457365787/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=6153162197457365787' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6153162197457365787'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6153162197457365787'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/05/umudun-midi.html' title='UMUDUN ÜMİDİ...'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr3IexjAxI/AAAAAAAACK4/t1UlY9h-cbs/s72-c/umutt.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-6603086369070512372</id><published>2008-04-21T07:56:00.001+03:00</published><updated>2009-05-01T16:21:23.472+03:00</updated><title type='text'>KÜÇÜK BİR ÇOCUKKEN..</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr3S-hvLbI/AAAAAAAACLA/tyZOQ_LrBqo/s1600-h/UMUT.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330845014340611506" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 336px; CURSOR: hand; HEIGHT: 396px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr3S-hvLbI/AAAAAAAACLA/tyZOQ_LrBqo/s400/UMUT.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/SAwgntradEI/AAAAAAAAAG4/BDmueNKz914/s1600-h/bd7cdbb3735474deb690fbcd4301ddfc.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Küçük bir çocukken, acımadı ki demek ne kolaymış. Düşüp de kanayan dizine aldırmadan, ayağa kalkıp; yine, yeniden oyuna katılmak…&lt;br /&gt;Acıya rağmen, oyuna devam edip, tadını çıkarmak, dünya umurunda olmamak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya da havanın olanca soğuğuna rağmen, yağan yağmura rağmen, arada seslenen ebeveynlerimize rağmen, oyunu teketmeden, mola almadan oynayabilmek küçükken…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi büyüdük, düşersek, önce yarayı temizlemekle uğraşıyoruz. Biz temizlemekle meşgulken, hayat denen oyun devam ediyor. Yağmurun dinmesini beklerken, sağdan soldan karışan başka seslere cevap vermekteyken, oyun yine devam ediyor. Sonra bir bakıyoruz ki, çok vakit kaybetmişiz. Oyun bitmek üzere…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizde bir burukluk, bir yoksunluk. Ama benim yaram vardı tesellilerinde buluyoruz kendimizi. Oysa temizledik sandığımız yara kanamaya devam ediyor belki. Daha fazla acıyor dizimiz ama yaranın acısı, oyunu(hayatı) kaçırmış olmanın acısından daha hafif kalıyor sanki. İşte o an büyüdüğümüze, büyümüş, bilmiş halimize kızıyoruz. Çocukluğumuza duyduğumuz özlem, bu yüzden duyuluyor belki. Acıya aldırmadan, soğuğa ve yağmura, bize seslenen ebeveynlerimize aldırmadan devam ettiğimiz , tadını çıkardığımız oyunu özlüyoruz belki. Şimdi büyüdük, yarayı temizlemekle uğraşıyoruz ve biz bununla uğraşırken, oyun sona yaklaşıyor, tadını çıkaramadan, keyfini yaşayamadan…&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-6603086369070512372?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/6603086369070512372/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=6603086369070512372' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6603086369070512372'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6603086369070512372'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/04/kk-bir-ocukken.html' title='KÜÇÜK BİR ÇOCUKKEN..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr3S-hvLbI/AAAAAAAACLA/tyZOQ_LrBqo/s72-c/UMUT.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-2185557508457087513</id><published>2008-03-22T18:57:00.001+02:00</published><updated>2009-05-01T16:23:16.130+03:00</updated><title type='text'>ÖZLEM...</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr3vPYir9I/AAAAAAAACLI/Bx4StEASaNE/s1600-h/9466The_Rain_That_Falls__by_RedFraction1.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330845499901784018" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 302px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr3vPYir9I/AAAAAAAACLI/Bx4StEASaNE/s400/9466The_Rain_That_Falls__by_RedFraction1.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/R-U7e-NA6qI/AAAAAAAAAGg/23AlzXZ2uIU/s1600-h/3f1059a5b5308fc251fa7a11953d7b0f.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Özlem…İlk özlem ana rahmine düştüğümüz anda başlar.. dışarıdaki hayata çıkma çabasıyla… farkında olmadan neyi özlediğimizi bilmeden ilk kalp atışlarımızla bedenimizin ruhumuzun içine yerleşendir özlem.. Bir ana anne sıcaklığına duyulandır özlem ….masum, çaresiz, sadece beklenmez mi? Sıcak kollarında, sıcak bir nefesle uykuya dalmayı küçük beden.. İlk adım atışlar, ilk kelimeler, etrafı dünyayı tanıma telaşıdır özlem..Bizi nelerin beklediğini bilmeden büyüme telaşıdır… Evcilik oynamaya.. koşmaya arkadaşadır özlem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;.Özlem..İlk gençlik hayallerimizedir.. Bir masum mektuba.. bir bakışadır.. kaçamak el tutuşlara aşk oyunlarınadır.. oyunu ne olduğunu… dokunmanın acısını zevkini bilmeden.. Bir cafe de oturmayadır özlem.. kalp atışlarına mahçup bakışlara… okul kırmaya aşk uğruna…Sevgiyedir.. kalbimizi henüz keşfetmeden.. sevdayı henüz bilmeden..Özlem…Çocukluk, gençlik özlemini özlemeye özlem.. O masum sonu mutlu biten özlemler.. Çocukken bir çikolataya özlem..bayramlarda bir kırmızı pabuça duyulan özlem… alınca mutlu olunan.. hoyrat gençlikte aşka özlem… bir bakışta bir gülüşte kalbi durduran…. Sonsuzluk.. işte bu dedirten..Özlem..En mutlu özlem… sonu olan.. sonu özlediğinle biten.. varışı sevdan olan özlemler..ÖzlemYa gelmeyeceğini, gelemeyeceğini bildiğine özlem… ya orada olduğunu bildiğin ses vermeyene özlem…. Ya özlemekten korkana özlem… ya yaşamaktan korkana özlem.. ya düşlere özlem.. ya yarını olmayacak aşklara özlem.. gideceğini bilerek sevilene özlem.. Yaşanamayacaklara özlem… İşte sonu olmayan özlem.. İşte vazgeçilemeyen özlem.. işte çaresiz bekleyişe özlem.. İnsanın içini acıtan… boşlukta yaşanan özlemler… Peki var mı bu özlemin sonu…? biter mi….? bu özlem.. Söz verirsin kendine özlemeyeceğim diye… tutulur mu bu söz…..? Kalbindeki özleme söz geçer mi……? &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-2185557508457087513?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/2185557508457087513/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=2185557508457087513' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/2185557508457087513'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/2185557508457087513'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/03/zlem.html' title='ÖZLEM...'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr3vPYir9I/AAAAAAAACLI/Bx4StEASaNE/s72-c/9466The_Rain_That_Falls__by_RedFraction1.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-5268644973752342199</id><published>2008-03-09T08:01:00.001+02:00</published><updated>2009-05-01T16:27:49.207+03:00</updated><title type='text'>GELECEĞİMİZ...</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr4ylxeu0I/AAAAAAAACLQ/GVbVehh_m0E/s1600-h/womenday2004un0.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330846656963197762" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 346px; CURSOR: hand; HEIGHT: 346px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr4ylxeu0I/AAAAAAAACLQ/GVbVehh_m0E/s400/womenday2004un0.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/R9N9rQ4b8nI/AAAAAAAAAGU/KhOzQqR9I_E/s1600-h/Hey_There_Toto____by_TayaRavena.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle hayatımızın renkleri olan değerli kadınlarımızın, Kadınlar Günü'nü kutlarım.&lt;br /&gt;Böyle anlamlı bir günde, böylesine anlamsız bir ifadenin peşine düşüp, bu ifadeyi yazıya dökmek istemezdim.&lt;br /&gt;Ancak yine kendimi tutamadım.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sayın başbakanımız açıklıyor diyor ki, bir kadın en az 3 çocuk doğurmalı, nüfusumuz 2030 yılında yaşlanacak.&lt;br /&gt;Olaya bu boyutuyla baktığımızda haklılık payı olabilir!&lt;br /&gt;Ancak Sayın Başbakanımız, acaba kadınların çocuk doğurmaktan ziyade başkaca sorunları olduğunu biliyor mu acaba?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hadi diyelim ki, Sayın Başbakanımızın nasihatlerine kulak verdik ve dünyaya 3 değil de, hadi biraz daha elimizi sıkı tutalım 5 çocuk getirelim, nüfusumuz artsın, geleceğe genç bir nesil bırakalım.&lt;br /&gt;Peki, bu çocukların karnı nasıl doyacak, üstü başı nasıl giydirilecek, bunların eğitimleri hangi şartlar altında aldırılabilecek, acaba bunları hiç düşünmedi mi?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Ekonominin bu kadar kötü gittiği bir ortamda, genç neslin pek umut vermediği, eğitimin her geçen gün zorlaştığı şu dönemde şimdi bu edilecek laf mı?&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Sayın Başbakanım işinize karışmak gibi olmasın ama, önce siz kötü giden ekonomiyi düzeltin, yaşam standartlarımızı, yaşam kalitemizi artırın, işsizlik sorununa çözüm üretin, sağlık ve eğitime güzellikler getirin, ondan sonra biz yetişkinler 3 değil 5 çocuk da yapmaya karar veririz!&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Çocuklarımızın geleceğimizin genç nesiller olmasıyla birlikte, Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK’ÜNDE bizlere emanet ettiği Cumhuriyet'in bekçileri olurlar, içimiz rahat olur! &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-5268644973752342199?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/5268644973752342199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=5268644973752342199' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/5268644973752342199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/5268644973752342199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/03/geleceimiz.html' title='GELECEĞİMİZ...'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr4ylxeu0I/AAAAAAAACLQ/GVbVehh_m0E/s72-c/womenday2004un0.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-2416758416157760278</id><published>2008-02-26T17:04:00.001+02:00</published><updated>2009-05-01T16:30:41.868+03:00</updated><title type='text'>HÜZÜN..</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr5eLeM_bI/AAAAAAAACLY/OlHKsDcXkrU/s1600-h/huzun.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330847405817265586" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 306px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr5eLeM_bI/AAAAAAAACLY/OlHKsDcXkrU/s400/huzun.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/R8QrJKj9wEI/AAAAAAAAAGM/saDCnf_JEjY/s1600-h/35.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Yine mi dönüyorum hüzünlü saatlere?&lt;br /&gt;Bazı şeyleri çok geç olsa da anladım. Çok geç olsada... Aklım başıma geldi diyelim belki de...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hani; öyle üşürsün ki, artık hiç bir şey hissetmez uzuvların, uyuşur kalır da manâsız bir donukluğun çizgileri oluşur, ardından bir kabuk içindeki parçalanmayı döker, ezip de geçer tüm bedenini, acısı en derinden gelir de yakar her yerini...&lt;br /&gt;İşte ben de öyle üşüdüm gece yarısını beş geçe... Manâsız buluyorum sanki artık her şeyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgi deseler sadece bir iç çekebilirim, sonra gülüp geçerim gibi geliyor.&lt;br /&gt;Aşkı sorsalar, aynı dili mi konuşuyoruz diye anlamsızca bakabilirim gözlerine...&lt;br /&gt;Anlatın derim durmayın, bırakın tüm şiirleri, şarkıları, masalları...&lt;br /&gt;Dokunabilir miyim aşka, dokunabilir miyim ellerimle diye sorarım, geçer mi üşümesi yüreğimin, geçer mi üşümesi içimin...&lt;br /&gt;Aşk dediğiniz şey gelince ansızın, anlar mı beni aşkla gelen, beni ben oldugum için mi, kendi var ettigi için mi ister...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varolanlara, benden kalanlara hoş geldin mi der, yoksa bir iki zaman sonra herkes gibi o da mı çekip gider...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakışlarım dondu sanki, yüreğim donunca. Nasıl da manasız bakıyorum etrafa. Görmesin istiyorum hiç kimse gözlerimi, görmesin hiç kimse hüzün tanelerimi...&lt;br /&gt;Susuyorum artık derin derin. Nasıl da konuşmak istiyorum oysa. Saatlerce susmadan konuşmak istiyorum. Tüm biriktirdiklerimi en başından başlayıp sonuna kadar anlatmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anlatmak yetmez biliyorum, anlaşılmak da istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir el istiyorum başımda... Saçlarıma dokunsun istiyorum, tüm bedenimden söküp alsın yalnızlığımı tılsımıyla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir el istiyorum dokunsun saçlarıma yumuşacık ve alsın tüm donuklukları usulca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir göz istiyorum gözlerimde... Anlamsız bakan gözlerimin içini görsün, hâlâ arkalarda kalmış ışık huzmelerinin içine dalsın, çıkarsın tüm umutlarımı eski sandığın içinden, açsın da ışığı ile umut olsun yollarıma, yolum olsun yordamım olsun istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir omuz istiyorum... Başımı yaslayıp uzun uzun ağlayabileceğim. Yıllardır biriktirdiğim hüzün tanelerini tek tek dökebileceğim bir omuz istiyorum. Ona yaslanınca her şeyi unutmak istiyorum, sıcacık olmak... İçimi huzur kaplasın istiyorum, hiç konuşmadan saatlerce orada kalmak, hiç konuşmadan anlaşılabilmek istiyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliyorum, ne de çok sey istiyorum... Bunların sadece puslu bir hayal olduğunu da biliyorum. Yada hayal olduğunu sanıyorum. Umarım bunların hayal olmadığını görürüm&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-2416758416157760278?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/2416758416157760278/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=2416758416157760278' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/2416758416157760278'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/2416758416157760278'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/02/hzn.html' title='HÜZÜN..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr5eLeM_bI/AAAAAAAACLY/OlHKsDcXkrU/s72-c/huzun.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-6349698218627408966</id><published>2008-02-13T13:34:00.002+02:00</published><updated>2009-05-01T16:32:53.034+03:00</updated><title type='text'>NELER NELER...</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr5_A6lSYI/AAAAAAAACLg/xK2M9Akx6g4/s1600-h/bebekli-sevgililer-gunu-resmi.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330847969919191426" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 267px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr5_A6lSYI/AAAAAAAACLg/xK2M9Akx6g4/s400/bebekli-sevgililer-gunu-resmi.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/R-U89uNA6rI/AAAAAAAAAGo/eDGHdsUiPFo/s1600-h/3f1059a5b5308fc251fa7a11953d7b0f.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/R7LWa6j9wDI/AAAAAAAAAGE/F3-l4JvTRsM/s1600-h/adsÄ±zmj.bmp"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Neler yaşıyoruz neler zamanın içinden geçip giderken!&lt;br /&gt;Bazen farkında bazen de farkında olmadan akıp gidiyoruz yatağını bulmaya çalışan bir su misali.&lt;br /&gt;Acılara göğüs geriyoruz, mutluluklar yaşıyoruz.&lt;br /&gt;Sevinçlerden geçip hüzünlere bulaşıyoruz kimi zaman.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ekmek kavgasıdır diyoruz.Büyük balık küçük balığı yutar diyoruz.Ekmek aslanın ağzındaydı şimdi midesinde diyoruz.Derken de ayakta kalma mücadelesi veriyoruz.&lt;br /&gt;Ayakta kalanlarımız tüm olumsuzluklara rağmen kendimizle gırgır geçip “yıkılmadım ayaktayım” diye de bir şarkı tutturuyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne yaşarsak yaşayalım, hangi evrelerden geçersek geçelim, zenginliğe ya da fakirliğe aldırmadan hepimiz aynı şeyi istiyoruz, aynı şeye imreniyoruz.&lt;br /&gt;Sevmeye… sevdalanmaya… sevilmeye…&lt;br /&gt;Fakir ama gururlu gencin aşkı da olsa olur diyoruz.&lt;br /&gt;Ahlar çekiyoruz vahlarda buluyoruz kendimizi.&lt;br /&gt;Bir daha aşık olmak mı diye ettiğimiz yeminleri unutuyor yine aşkın kollarına atıyoruz kendimizi.&lt;br /&gt;Bazen hayata küsüyoruz onun yüzünden.&lt;br /&gt;Nerde benim ruh ikizim diye hayıflanmaktan öteye gidemiyoruz çok zaman.&lt;br /&gt;Gözümüzün önündekini göremiyoruz bazen de aşkı aramaktan.&lt;br /&gt;Aşktan kaçarken aşka düştüğümüzü anlayamıyoruz her nasılsa!?&lt;br /&gt;Elele gezenleri gördükçe içten içe yıkılıyoruz.&lt;br /&gt;Aşk şarkıları dinleyip kafaları buluyoruz kimilerimiz meyhane sofralarında.&lt;br /&gt;Kendimizi jiletleyenlerimiz de yok değil.&lt;br /&gt;Hatta galeyana gelip aşk şiirleri yazmaya çalışanlarımız da var.&lt;br /&gt;Aşık olup başkalarının kafalarını ütüleyenlerimiz de…&lt;br /&gt;Ağlayanlarımız, sızlayanlarımız, kaçanlarımız, göçenlerimiz, ava çıkıp da avlanıp dönenlerimiz de…&lt;br /&gt;Neler neler!&lt;br /&gt;Hepsi sevmek için… sevdalanmak için… sevilmek için…&lt;br /&gt;Herkesin gönlünce olur inşallah, ne diyeyim? En duru sevdalara tutunmak dileğiyle… Her günümüzün sevgi içinde mayalanması, en güzel sevdalara bulaşması dileğiyle…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgilisi olanın da olmayanın da, herkesin sevgililer günü kutlu olsun!&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-6349698218627408966?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/6349698218627408966/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=6349698218627408966' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6349698218627408966'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6349698218627408966'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/02/neler-neler.html' title='NELER NELER...'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr5_A6lSYI/AAAAAAAACLg/xK2M9Akx6g4/s72-c/bebekli-sevgililer-gunu-resmi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-6274424053583447756</id><published>2008-02-04T06:36:00.001+02:00</published><updated>2009-05-01T16:40:10.585+03:00</updated><title type='text'>KADIN OLMAK:)))</title><content type='html'>&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr7q_FPNxI/AAAAAAAACLo/oQbKcW85rmw/s1600-h/karka2lt7.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330849824852883218" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 400px; CURSOR: hand; HEIGHT: 299px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr7q_FPNxI/AAAAAAAACLo/oQbKcW85rmw/s400/karka2lt7.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/R6aWjhf1kNI/AAAAAAAAAFs/JDFYZ6GYOTs/s1600-h/adsÄ±zh.bmp"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Düşünün ; kadınlar olmadan kendi işlerini beceremeyen bir cins var . Marslılar . Önce anneleri bakıyor onlara , sonra sevgilileri , sonra eşleri . Bekar olanların evine hizmetçi kadın geliyor . Yani bir şekilde hayatlarının her döneminde kadınlara ihtiyaçları oluyor .&lt;br /&gt;Bu açıdan bakınınca kadınlar çok güçlü yaratıklar .&lt;br /&gt;Bebek gibi bir erkeğin eşyalarını yıkayıp ütülemek çok komik&lt;br /&gt;onunda iki eli var. :)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık kadınlarda çalışıyor . Erkeklerle aynı saatte evden çıkıp aynı saattle giriyorlar eve . Peki niye ütüyü kadın düşünüyor .&lt;br /&gt;Bu çok komik bir durum . Ömür boyu bakılmaya muhtaçlar .&lt;br /&gt;Çorabına ve arabanın anahtarına sahip çıkamayan hatalı üretim sonuçlarına maalesfe katlanmak zorundayız .&lt;br /&gt;Malum onlarla aynı dünyada yaşıyoruz !:))))&lt;br /&gt;Ayrıca anaçlığımız gereğinde onlara şevkatli kollarımızı açıyoruz !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni nesile sesleniyorum . Aşkın gazına gelip erkekleri pofpoflamayın.Çünkü annelerine yaptıkları gibi bir zaman sonra size bağımlı hale geliyorlar .Eğer aşkın gazıyla ölümüne verici olursanız , vay halinize…&lt;br /&gt;Düşünseniz ya ; sizin de herşeyiniz ayağınıza geliyor , dolabı açıyorsunuz mis gibi vernelli tshirtleriniz yıkanmış …&lt;br /&gt;Ne güzel bi hayat be ..Çocuğada kadın bakıyor nasılsa ..&lt;br /&gt;Eee anneanne ne güne duruyor ,babaanneler çocuğu sever , anneanneler bakmakla yükümlüdür ya ,etinden sütünden yararlanma hesabı !&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;*&lt;br /&gt;Çok gaza geldim bugün çok&lt;br /&gt;Bu şekilde olmayan sevgili eşler ; kusura bakmayın ama bunları yeni yetişen henüz aşk ateşine düşmemiş veya düşmenin kenarında olanlara anlatmak zorundaydım. :)))&lt;br /&gt;Kızmayın bana olur mu?&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-6274424053583447756?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/6274424053583447756/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=6274424053583447756' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6274424053583447756'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6274424053583447756'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/02/kadin-olmak.html' title='KADIN OLMAK:)))'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr7q_FPNxI/AAAAAAAACLo/oQbKcW85rmw/s72-c/karka2lt7.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-6898189196538025780</id><published>2008-01-29T10:34:00.001+02:00</published><updated>2009-05-01T16:41:58.732+03:00</updated><title type='text'>BENCE MUTLULUK..</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr8Ho5DswI/AAAAAAAACLw/K8I83ZW-NsE/s1600-h/ask-evlilik-mutluluk-supriz.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330850317112423170" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 300px; CURSOR: hand; HEIGHT: 326px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr8Ho5DswI/AAAAAAAACLw/K8I83ZW-NsE/s400/ask-evlilik-mutluluk-supriz.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/R57lfxf1kCI/AAAAAAAAAEE/fbhuEaLmpAo/s1600-h/adsÄ±zz.bmp"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Hayatta olduğum için mutluyum” dediğim anların farkındayım… Salise salise… Hepsini tek tek, tüm hücrelerimde yaşıyorum… O kadar içime çekiyorum ki o anları yaşlandığım zaman da düşünürken aynı kokuları, aynı mutlulukları tadacağım… Sırf düşündüğüm için… Sırf düşündüğüm o anların tadına zamanında vardığım için… Hepsine minnet duyduğum için…&lt;br /&gt;Bilmem ki; çok mu karışık ifade ettim ben bunu?&lt;br /&gt;Öyle bir haftasonuydu işte…&lt;br /&gt;Mutfaktan gelen kızarmış ekmek kokusuna karışan kahkahalara kalktım… Bir evi en güzel dolduran şey bu çocuk kahkahası, çocuk kokusu… Sonra onlardan tatlı olamayan ama gene de şansını deneyen çıtır ekmek üzerindeki vişne reçelini parmaklarımdan yaladım... TV’de renklerin en güzel haliyle bir çizgifilm, gözümü alamadım… Çayım tam kıvamında… Sonra bu sakinliğe, huzura kışt demek isteyen bir panikle işe gitme hazırlığı, koşturmaca… Soğuk bir hava… Bu soğuk havaya inat sıcacık dostlar… Kahkahalar… Lezzetli yemekler… Sıcak koko… Öpücükler... Seni seviyorumlar… İyi ki varsınlar…&lt;br /&gt;İyi ki var bu anlar…&lt;br /&gt;İyi ki yaşıyorum…&lt;br /&gt;Hayatta olduğum için mutluyum…&lt;br /&gt;Mutluluğun resmi …&lt;br /&gt;Alah’ım o kadar çok ki bunun cevabı… Mutluluk yaşadığım her andan çıkardığım milyon tane küçük parçacık bence… Ne bileyim? Herşey olabilir bu… Bugün sadece çukulataya batırılmış bir çileğin resmini koyup; bence mutluluğun resmi işte bu diyebilirim… Ama ertesi gün vazomdaki çiçeğin kokusu derim… Bilemiyorum… O kadar çok ki bunun cevabı… Çocuklarımı kucağıma aldığım o ilk an… Bir piknik… Paylaşılan o son kurabiye… Sahilde kumların üzerinde öylece yatmak… Sevgilime sarıldığım an… Aile olmak… Bir bebeğin pudra kokusu… Sevdiğin erkeğin kucağında bebeğini, canını görmek… Sonra iki bebeğinin beraber oynaması, birbirine sarılması… Bir fincan çay… Güzel bir kitap… Bir dalga sesi… Yeni kesilmiş çimlerde çıplak ayak yürümek… Sıcak ekmek… Dalında dut gibi… Bir tane fotoğrafı sığdıramıyorum ben hayatıma… Her günümü saniyelere bölüyorum… Her saniyeden farklı tat alıyorum… Hepsi birbirinden farklı… Hepsi ayrı ayrı birer mutluluk resmi bana… Daha fazla yazarak abartabilirim… Ama yapmayacağım… Ne demek istediğimi anladınız mutlaka… &lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-6898189196538025780?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/6898189196538025780/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=6898189196538025780' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6898189196538025780'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6898189196538025780'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/01/bence-mutluluk.html' title='BENCE MUTLULUK..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr8Ho5DswI/AAAAAAAACLw/K8I83ZW-NsE/s72-c/ask-evlilik-mutluluk-supriz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-7976994954920459266</id><published>2008-01-23T14:45:00.002+02:00</published><updated>2009-05-01T16:43:11.970+03:00</updated><title type='text'>ANNE OLMAK..</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr8Z7DN62I/AAAAAAAACL4/GmJQSBKhgdY/s1600-h/annelikbeyninyapsndeitiriyor.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330850631224519522" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 285px; CURSOR: hand; HEIGHT: 400px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr8Z7DN62I/AAAAAAAACL4/GmJQSBKhgdY/s400/annelikbeyninyapsndeitiriyor.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp3.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/R5c3XRf1j6I/AAAAAAAAACg/RnxM-aV14XQ/s1600-h/y1pfbn0qkxjX8b6-b0NTdBbIMnxesDismH6pVWU6R0uT9HluL168GaavhrViFUXFm6Ll3SaSnHlVjM.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;Anne olmak belki de dünyada yaşayabileceğimiz en güzel duygulardan biridir.Onun varlığını hissetmek bile tarifi imkansız mutluluklar yaşatır.Sevgisi ile,gülüşü ile ağlayışı ile anne olmak ne güzel.&lt;br /&gt;Kucağınıza verildiği ilk andan itibaren,mutluluk kaynağınız olur.Onun için yaşarsınız,hayatınızda kimsenin o güne kadar değiştiremediği pek çok şeyi değiştiriverirsiniz.Onunla ağlar,onunla gülersiniz.Bebeğiniz hastalandığında siz ondan daha fazla acı çekersiniz.Onunla güler,hayata onu mutlu etmek için geldiğinizi düşünmeye başlarsınız.İki dişiyle size güldüğü an vardır ya,onun verdiği mutluluğu hiçbir şeye değişmezsiniz.Mis gibi kokar bebekler.&lt;br /&gt;İlk adımları vardır ya bitanecik yavrumuzun,korkuyla,ürkek ürkek basar yere.Sonra size güvenir,çok sevse de anne kucağını ,özgürlük daha caziptir onun için.kendi başına gidecek,bütün dolapları deşecek.Yeni katladığınız çamaşırları bir bir dağıtacak.Düşse de kendi kendine öğrenecek hayatı.&lt;br /&gt;Ben en çok yemek yemeği öğrenirken güldüm oğluma.Makarnayı tabağa koyar,eline çatalını verir,bizim gibi yemesini beklerdik.Soslar yüzünde öyle komik görüntüler oluşturuyordu ki.Hala gülüyorum baktıkça o fotoğraflara.Ama iyi ki her tarafı kirletmesine rağmen ona istediğini yapabilme,öğrenme ortamı yaratmışız.&lt;br /&gt;Çocuklar bizim yaşama sevincimiz,gelecek kaygılarımızı tetikleyen biricik varlıklarımız.En azından onlara,miras aldığımız kadar özgür,temiz,sağlıklı bir ortam bırakabilmeliyiz.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-7976994954920459266?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/7976994954920459266/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=7976994954920459266' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/7976994954920459266'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/7976994954920459266'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/01/anne-olmak.html' title='ANNE OLMAK..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr8Z7DN62I/AAAAAAAACL4/GmJQSBKhgdY/s72-c/annelikbeyninyapsndeitiriyor.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-1411474027510379865</id><published>2008-01-23T14:40:00.001+02:00</published><updated>2009-05-01T16:43:49.268+03:00</updated><title type='text'>ANNE OLUNCA ÖĞRENDİKLERİM..</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr8jKan62I/AAAAAAAACMA/WZ4uIvA9dsM/s1600-h/itemnjh.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330850789968046946" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr8jKan62I/AAAAAAAACMA/WZ4uIvA9dsM/s400/itemnjh.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp1.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/R5c4Bxf1j7I/AAAAAAAAACo/-cXfROy3-90/s1600-h/y1pfbn0qkxjX8YmMht9SqetacAc9E26Vumn3oaq-M6a1PUsBd65vRN7sifDxUCKlYsIFNS00maIpH4.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;İnsan anne olunca ne kadar çok şey öğreniyor.Sevmeyi, bir insana hayat vermeyi, kendi yaşamınızın, sağlıklı olmanızın, mutlu olmanızın bir başka insana ne kadar çok şey kazandırdığınızı öğreniyorsunuz. Kendinizin değerini anlıyorsunuz bir anda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra annenizi anlamanızı sağlıyor çocuğunuz. Neden sizin için hayatını feda ettiğini daha iyi anlıyorsunuz. Küçücük bir gülümsemenin sizi ne kadar mutlu edebileceğinizi farkediyorsunuz. Bir başkasının mutluluğu için gerekirse tüm hayatınızı baştan başa değiştirmeyi göze almayı öğreniyorsunuz. Kıyafetlerinizi değiştirmekle başlıyorsunuz önce. Çünkü artık eski kıyafetlerinizin içine sığamayacak hale geliyorsunuz. O büyüdükçe sizin mutluluğunuz da büyüyor. En iyi öğrenme, başkasına öğretirken yaşanıyormuş. Doğruyu, yanlışı ona öğretirken öğreniyorsunuz. Hayatınız bir film şeridi gibi gözünüzün önünden geçerken ailenize ne kadar değer verseniz, onların emeklerinin karşılığı olamayacağını farkediyorsunuz. İstediklerini elde etmek için gösterdikleri inadı görünce hayattta elde etmek istedikleriniz için inat etmeniz ve bunun için elinizden gelen bütün çabayı sarfetmeniz gerektiğini öğreniyorsunuz. Omuzlarınızda uyuyan o minicik yavruya güvenli bir sığınak olduğumuzu öğreniyoruz. Biz ne yaparsak, onları gözleyip, kopyalayan birilerinin varlığını öğreniyor, bizim davranışlarımızın karşımızdaki insanda hangi duyguları harekete geçirdiğini fark ediyoruz. Fedakarlıklarınızın nasıl birikip, iyi bir insan oluşturduğunu anlıyorsunuz. Yaşamınızın her anının değerli olduğunu farkediyor, sevince her şeyin daha bir güzel göründüğünü anlıyorsunuz. Anne olmak insana çok şey öğretiyor.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-1411474027510379865?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/1411474027510379865/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=1411474027510379865' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/1411474027510379865'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/1411474027510379865'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/01/anne-olunca-rendiklerim.html' title='ANNE OLUNCA ÖĞRENDİKLERİM..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr8jKan62I/AAAAAAAACMA/WZ4uIvA9dsM/s72-c/itemnjh.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-6987583798253685835</id><published>2008-01-23T13:49:00.001+02:00</published><updated>2009-05-01T16:47:14.969+03:00</updated><title type='text'>ÖZLEM</title><content type='html'>&lt;a href="http://bp0.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/R5csphf1j5I/AAAAAAAAACY/Slz-Q5_a5R8/s1600-h/809757bf0rwcljoj.gif"&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;O kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler, arkalarından doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.&lt;br /&gt;Dayanılması o kadar da zor değildir büyük ayrılıklar bile, en güzel yerde başlatılmasaydı eğer.&lt;br /&gt;Utanılacak bir şey değildir ağlamak, yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer.&lt;br /&gt;Yüz kızartıcı bir suç değildir hırsızlık, çalınan yalnızca birinin kalbiyse eğer.&lt;br /&gt;Korkulacak bir yanı yoktur aşkların, insan bütün derilerden soyunabilseydi eğer.&lt;br /&gt;O kadar da yürek burkmazdı alışılmış bir ses, hiçbir zaman duyulmasaydı eğer.&lt;br /&gt;Daha çabuk unutulurdu belki su sızdırmayan sarılmalar,kara sevdayla sarılıp sarmalanmasalardı eğer.&lt;br /&gt;Belirsizliğe yelken açardı küçük zeytin gözler zamanla, öylesine delice bakmasalardı eğer.&lt;br /&gt;Çabuk unutulurdu ıslak bir öpücüğün yakıcı tadı belki de kalp, göğüs kafesine o kadar yüklenmeseydi eğer.&lt;br /&gt;Yerini başka şeyler alabilirdi uzun gece sohbetlerinin, son sigara yudum,yudum paylaşılmasaydı eğer.&lt;br /&gt;Su gibi akıp geçerdi hiç geçmeyecekmiş gibi duran zaman, beklemeye değecek olan gelecekse sonunda eğer.&lt;br /&gt;Rengi bile solardı düşlerdeki saçların zamanla, tanımsız kokuları yastıklara yapışıp kalmasaydı eğer.&lt;br /&gt;O büyük, o görkemli son,ölüm bile anlamını yitirirdi, yaşanılası her şey yaşanmış olsaydı eğer.&lt;br /&gt;O kadar da çekilmez olmazdı yalnızlıklar, son umut ışığı da sönmemiş olsaydı eğer.&lt;br /&gt;Bu kadar da ısıtmazdı belki de bahar güneşleri, her kaybedişin ardından hayat yeniden başlamasaydı eğer.&lt;br /&gt;Kahvaltıdan da önce sigaraya sarılmak şart olmazdı belki de, dev bir özlem dalgası meydan okumasaydı eğer.&lt;br /&gt;Anılarda kalırdı belki de zamanla ince bel namussuz çay bile ince belli bardaktan verilmeseydi eğer.&lt;br /&gt;Uykusuzluklar yıkıp geçmezdi, kısacık kestirmelerin ardından dokunulması ipekten bu kadar uzakta olmasaydı eğer.&lt;br /&gt;Issız bir yuva bile cennete dönüşebilirdi belki de,sıcak bir gülüşle ısıtılsaydı eğer.&lt;br /&gt;Yoksul düşmezdi yıllanmış şarap tadındaki şiirler böylesine, kulağına okunacak birisi olsaydı eğer.&lt;br /&gt;İnanmak mümkün olmazdı her aşkın bağrında bir aşkın bir ayrılık gizlediğine belki de,kartvizitinde “onca ayrılığın birinci dereceden faili dir” denmeseydi eğer.&lt;br /&gt;Gerçekten boynunu bükmezdi papatyalar ,ihanetlerinden onlarda payını almasaydı eğer&lt;br /&gt;Issızlığa teslim olmazdı sahiller,kendi belirsiz sahillerinde amaçsız gezintilerle avunmaya kalkmamış olsaydın eğer.&lt;br /&gt;Sen gittikten sonra yalnız kalacağım,&lt;br /&gt;Yalnız kalmaktan korkmuyorum da ya canım ellerini tutmak isterse…&lt;br /&gt;Evet sevgili…&lt;br /&gt;Kim özlerdi avuç içlerinin ter kokusunu,&lt;br /&gt;Kim uzanmak isterdi ince parmaklarına.&lt;br /&gt;Mazilerinde görkemli bir yaşanmışlığa tanıklık etmemiş olmasalardı eğer. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-6987583798253685835?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/6987583798253685835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=6987583798253685835' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6987583798253685835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/6987583798253685835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/01/zlem.html' title='ÖZLEM'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-8172747890734829721.post-4604858486783910392</id><published>2008-01-16T19:31:00.001+02:00</published><updated>2009-05-01T16:50:43.386+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='mektup'/><title type='text'>KEREM'CİĞİME  MEKTUP..</title><content type='html'>&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr99bxX8OI/AAAAAAAACMY/gWMm9GmRK80/s1600-h/c.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5330852340815098082" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 320px; CURSOR: hand; HEIGHT: 240px" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr99bxX8OI/AAAAAAAACMY/gWMm9GmRK80/s400/c.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://bp2.blogger.com/_1Sz8gvk9ljQ/R45AAPi2j0I/AAAAAAAAABw/_EGo02E91vw/s1600-h/G%C3%B6r%C3%BCnt%C3%BC0031.jpg"&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color:#993399;"&gt;Bebeğim, Bombiş Kerem’im,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu benden sana üç buçuk yaş mektubu… İlerde sorgu ışığının altına oturtup, “hadi! oku bu mektubu!” diye talimat vereceğim… Sonra hesap soracağım sana… Birlikte güleceğiz yaptıklarına… Ama o zamana daha çok var… Sen bugün tam 42 aylıksın ve canıma okuyorsun Bitanem…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni öğle uykun için yatırdım demin… Hergün uyuduğun iki, üç saat benim hızlı çekim yaşama anına geçmem demek… O iki saat benim için; senin sabah kopardığın fırtınaların ardından bıraktığın hasarı toparlamak, akşam yemeğini ayarlamak, babana ve abine akşam için hazırlık yapmak, bir iki arkadaşı aramak, çamaşır yıkayıp, ütü yapmam demek… Tabi bunların hepsini sen iki saatcik uyurken yapmıyorum… Süper Anne olamadım bir türlü… Ruh durumuma ve acil durum sırasına göre bu şahane ev işlerinden birkaçını seçiyorum… Şu an mesela hiçbir ev işini canım istemediği için sana bu satırları yazıyorum. Sen bu arada odanda, yattığın yerden ayaklarınla duvarı tekmeliyorsun… Biri yan oda da büyük bir tadilat var zannedebilir… Miniciksin ve eve en çok zarar veren sensin… Canım Benim… Ve komik bir şekilde yaptığın her yaramazlığa aşığız…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Neyi, ne zaman yapmaman gerektiğini de biliyorsun aslında ve eğer yaparsan, benim suratım zombi görmüş gibi donup kalırsa ve tepki vermezsem, hemen yanıma gelip “özür dilerim… ay lav yu!” diyerek olayı bitiriyorsun… Verdiğin hasarın boyutuna göre bazen öptüğün de oluyor… O an eridiğimi sen de biliyorsun… Bayılıyorum bana “ay lav yuuu” demene… Anlamını da biliyor gibisin çünkü çok sevgi dolu anlarda söylüyorsun bunu bana… Bitanem benim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiyle söylediğin ve içimi eriten diğer kelime de “Annecim!” deyişin… Harika bir şekilde telaffuz ediyorsun bu sihirli kelimeyi ve eğer üç, beş “Annecim” seslenişine dönüp bakmazsam ya da duymazsam, o tatlı ses tonunun bir anda “ANNE!” diye evin hizmetçisine sinirlenmiş efendi tonuna geçiyor… Onu da seviyorum ben… Böyle istenmek ne güzel sen bilemezsin şu an…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Canım Bebeğim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siniri başında oğlum… Yerlerde tepinerek ağlayan, ama kendini yere atarken başını vuracak zemini kontrol eden akıllı bıdığım benim…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mektubumu bitirirken senden iki ricam olacak annesinin kuzusu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1- Lütfen artık üzerine ve yerlere dökmeden ye... Bugün temizlik oldu bu evde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2- Geceleri uyanmaktan vazgeç… Ne olursun bak bu daha hassas ve önemsediğim bir mevzu…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni, yaptığın yaramazlıkları, bir saniye başımı çevirmemle masa tepelerine tırmanmalarını, bu çalkalanıp açılmış 2 litrelik kola hallerini çok seviyorum ben senin… Bir de hergün öptüğüm gamzeni… Yanağındaki minicik çukur benim de içimi deliyor, bilesin!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ay Lav Yuuuu!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;~Annen&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/8172747890734829721-4604858486783910392?l=fatosunsekerleri.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/feeds/4604858486783910392/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=8172747890734829721&amp;postID=4604858486783910392' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/4604858486783910392'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/8172747890734829721/posts/default/4604858486783910392'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://fatosunsekerleri.blogspot.com/2008/01/keremciime-mektup.html' title='KEREM&apos;CİĞİME  MEKTUP..'/><author><name>fatos</name><uri>http://www.blogger.com/profile/16246410251045422484</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='32' src='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/SfsCY7AUl0I/AAAAAAAACNE/sYSGgK0MVAk/S220/51_1.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_1Sz8gvk9ljQ/Sfr99bxX8OI/AAAAAAAACMY/gWMm9GmRK80/s72-c/c.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
